Aşılmaz bir kale koruyor seni
Haybersin galata keşfim zor seni
Ne top ne gülleler hayreder sana
Kat kat duvarlar ne yol gider sana
Aşılmaz yolları aşar yürütür
Ruhumun peşine koşma bedenim
Beşikten mezara besler büyütür
Sonra terk ederse şaşma bedenim
Bir yanda hakikat yalan bir yanda
Hayatımı her gün bir zevk sefada zannetme
Sen gideli şu dünya bana hep dar geliyor
Öylesine yalnızım ki dur ne olur gitme
Sensizliği söyeyip anlatmak ar geliyor
Saçıma aklar düştü şu gençlik çağımda
Beş asır uyanmaz ölüm uykusundayız
Düşürdün bizans kahbe pusundayız
Üstümüze saçılmış ölü toprağısın
Yarışa ne gün uyansak ayak bağısın
Vardır suçu asın diyen itoğlu
Devir suçlununda itin değilmi
Mahkemeye varsın diyen itoğlu
Hakimim cellada teslim değilmi
Alınıp Fravnun mumyadan hücre
Hayata oynadım bir kumar gibi
Yaşadığım günler seneler kayıp
Birde şu hayattan kârım var gibi
Hem benliğim kayıp hemde ser kayıp
Tükendi ümidim bir bir tükendi
Ben bir güz akşamında doğmuşum
Bir köy evinde zemheri soğuklarında
Çığlık, çığlık kurbağa sesleri
Bir mum yahut bir ay ışığı
Bacalarından girer aydınlatırdı
Görürdünüz insanların yüzlerinde okunan
BENİ SENSİZ BIRAKMA
Öylesine yaşardım ben bir zaman sensiz
Şu karanlık dünyama girdin; daracık ensiz
Bir ışık tuttun şu kör kuyularda kefensiz
Sonra unuttun beni; gel habersiz bırakma
Takvim yapraklarını yırttığım günleri say
Say sen gideli saat saat gün gün ay ay
Say ki ne beklemişim yollarını seneler
Ne gün doğdu bahtıma ne gül açtı bahçeler
Seneler geçince anladım ancak
Benim şu ölümüm bu gün olacak
Takvimlere baktım yirmi beş ocak
Yaş kırk sekiz diyor gel de ağlama
Uslan gönül şu yaş kemale erdi
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!