Bende bilmezdim ölümün
İnsana yakın olduğunu
Ana rahminden alınıp
Kabir’e konulduğunu
Bunca yıllık şu ömrümüz
Yıllar var ki susuz kavrulur tarlaları
Hükümet kapısı yarın gel bu gün git
Bekler ellerini göğe açıp ya bir su
Felekten bir bulut beyden bir ümit
Bey gider bakan gelir oy zamanı
Ayrılık bir ateş gibidir senide yakar
Bir sancı başlar senide yakar bu ayrılık
Her şeye yabancılaşırsın gün olur
Yüreğine bir kan akar ılık, ılık
Aklını ele verirsin gönlünü yele
Sanmayın ezelden virane gönül
Dalında yaprağım kurudu gitti
Ne bağban kaldı ne bahçe ne bir gül
Terk etti bir zaman var idi gitti
Hayaller içinde tahta kuruldum
Çok geç oldu desem anlamaz laftan
Bilmiyor şu hayat bir perde, perde
Düşer enginlere yükselir kaf’dan
Şu gönlümün gözü çok yükseklerde
Deli gönlüm nere varsa ordayım
Attım okumu varsın hedefe
Varmadı gitti uzağa düştü
Çıkmaz sokaktan kurtulmak için
Sürdüm atımı tuzağa düştü
Gün olur insan candan usanır
Uzağı seçemez gözlerim
Herkes kayaları tırmanır
Ben düz yolda tökezlerim
Her gün daha yakın ölüme
Eşref saatim değildir bugün
hıçkırıklar boğazıma düğümlenir
bazan sabrederim fakat
dokunsan ağlayasım gelir
gizemli bir hayata doğmuşum
Ben Bu Handa Garip Misafir
Ben bu handa garip misafir
Gelip geri gitmeye geldim
Yürümeyen şu bedenimi
Yürü deyip itmeye geldim
Ben Seni Yaşıyorum Hep
Gelme karanlıklarım çok derindir
Korkum bir gün sende boğulursun
Hayallerin darmadağın olur bu havalarda
Dayanamaz üşürsün yorulursun
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!