Yıldızları salıncak yapsam da sana,
Yüksek dağlardan su getirsem de,
Aşkım sana en başından imkansızdı,
Dünyayı versem de sana inanmazdın.
Adını gökteki bulutlara yazsam da,
Hele başıma aklarım düşsün,
Ben kendimi bilirim diyordun.
Bak işte geldin yetmiş yaşına,
Ayakların sana yabancıymış!
Yokuz dediler de inanamadın!
Hani her şeyi biliyordun sen,
Bırak şu insanları kendi haline.
Alışkanlık işte, bırakamıyorsun.
Bağımlısı olmuşsun nefislerinin,
Hızlı hızlı düşünmeden çekiyor,
Yavaş yavaş bitiyor, ölüyorsun.
İçindeki tütünü kurutamadın hala,
Ne yazık ki, bizlere masal gibi anlatıldı Tarih.
Bir kulağımızdan giren, diğer kulağımızdan çıktı.
Uğruna, can evlatlarımızı verdiğimiz Vatanın,
Tapusunu, neden biz Malazgirtte unuttuk?
Bir zamanlar yedi cihana sığmazdı bizim ecdat.
Bir tek, Nefissin işte!
Sadece, bir tek nefes!
Rüzgarla karşılaşsan,
Herkes içine çekerde,
Kimse seni hissetmez.
Senin için sakladığım,
Son bir sözüm olacak.
Benden duyduğun an,
Kalbim senin olacak.
Gözlerine bakacağım,
Şu incecik akan pınarın,
Suyu sana bana yeter.
Hakir, hor görme yolcu,
İçen olur, geriye bakar.
Her şeyin azıdır kanaat,
Yağmur yağsa da,
Biz yağmurdan,
Kaçmaz,
Birlikte ıslanırdık.
Mutluyduk,
Bir o kadar da,
Sular aktıkça hayat bulur
Sular coştukça hayat durur
Gönlünde incilerini saklar
Gözden dökülünce yaş olur
Sular yürüdükçe, yol aşar
Ey Şair!
Sözlerim sana.
Ne anladın sen bu dünyadan?
Acıdan, gamdan kederden başka.
İki rekat şükür namazlık bu kısa hayatta,
Ne bekliyordun? Ne oldu da sukut_u hayale uğradın?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!