Kaç gece küllenir yüreğinde
Kaç sabah tutuşur Gözlerinde
Ve sen kaç gündüz dökersin yapraklarını
Ayrılık yas tutmak için değildir
Öğreneceksin yeniden dirildiğinde
Acısız doğum sancısı çekiyor yürekler
Bu yaşamak ne tuhaf bir hevestir
Bir geliyor bir gidiyor içimden.
Saniyede kırılan bir nefestir
Bir geliyor bir gidiyor içimden.
Sabah başka akşamı başka günün
“Ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyin”
Ali İmran/ 153
Bir şiire girmek
bin kişilik küffar ordusuna kılıç sallamaktan zordur
ama öyle bir tecrübemde yoktur.
Yıllardır çekerim gönül derdini
Bu derdi bırakıp gidene yazık
Hayallere dalıp bir aşk uğruna
Yıllarını heder edene yazık.
Bilmedim ateşin köz ettiğini
Geceye açmazmış gülün goncası
Sabaha çıkmazmış derdin incesi
Aslı Kerem gibi daha nicesi
Hasret ile yanmış bana çok mudur?
Ölümden gayrıya vermiş dermanı
Yollar diyorum, yollar kader gibi geçiyor içimizden
Kimlerle kesişiyorsa yolumuz bir kavşak başında
Yönümüzü doğrultuyor kendisine
Ve her kavşakta bir sevgi bekliyor bizi
Kendisine çıkan yolların ağzında
Gelir mi, gider mi belli değil
İçimde kalmadı en ufak hevesim
Öylesine bitkin öyle bir yorgunum
Sevdiklerim için tükendi nefesim
Öylesine kırgın öyle bir durgunum.
Zorluyor kalbimi bu bitmeyen çile
Ömür uzardı her sabah
Ben günden güne yoruldum.
İlk gençliğimde coştum da
Elliden sonra duruldum.
Koştum dünyanın peşinden
Yusufunum
garip ve yetim
düştüm kuyuna
merhamete Yakubum değil
sevgine Züleyham ol
kandır beni şu hayata.
İstedim ki insanlar kendileri anlasın
sustum
ama anlaşılanlar bana ait değildi
kendi arzusunu
ihtiyacını
acısını bana yüklemişti herkes




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!