gece, sessizliğin omzuna yaslanarak çoğaldı
yıldızlar, kendinden utanır gibi çekildi göğün gerisine
rüzgâr, yarım bırakılmış bir hevesle
şehrin uykusuz teninde dolaştı uzun uzun
sokak lambaları
unutulmuş hatıraların nabzı gibi
hiçbir derde çare olmadan
boşluğa göz kırptı
bir kapı aralığında bekleyen zaman
kendi içine kapanmış bir yankıydı artık
ne ilerliyordu
ne de geri dönmeyi hatırlıyordu
ay
ince bir bıçak gibi geçti bulutların içinden
karanlığın damarına değdi bir an
şehir, kısık bir sesin etrafında sustu
içinde kopan fırtanayı kimse duymadı
ben
bu gecenin kıyısında unutulmuş bir isim gibi
duvarlara çarpan kendi sesimi dinledim
her yankı
benden aldığı her parçayı geri vermeden kayboldu
her şey yarımdı
her şey biraz uzak
sanki varlık, gölgenin eline bırakılmış
ve geri alınmayı unutmuştu
bir düşünce düştü içime
suya değil,
derinliği olmayan bir boşluğa
ve dalga değil
sessizlik büyüdü ardından
yön yoktu artık
işaret yok
geri dönüş, çoktan silinmiş bir izdi
gece
kendi içine kapanan bir kapı değil sadece
aynı zamanda
içeri gireni kendine dönüştüren bir boşluktu
ve zaman
sökülen bir dikiş gibi değil artık
tam tersine
beni tutan son bağın da çözülüşüydü
ben de
o çözülüşün içinde
yavaşça silinen bir anlam oldum
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 6.05.2026 06:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!