İçimde Sonradan Açılan Yer

Onur Göknil
102

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

İçimde Sonradan Açılan Yer

Gece,

çatıda ters çevrilmiş bakır bir tas gibi duruyor.

Rüzgâr geçtikçe metal içe çekiliyor.

Ben o çekilmenin sesini

yıllardır göğsümde taşıyorum.

Çocukken adım çağrılınca

hemen gitmezdim.

Ses koridorda biraz eskisin isterdim.

Taze çağrılar ele yapışır;

beklemiş olanlar kemiğe iner.

Babam kapıyı kapattığında

anahtar iki kez dönerdi.

İkinci dönüşte ev küçülürdü.

Ben o küçülmenin içinde büyüdüm.

Annem tencerenin kapağını kaldırınca

buhar tavana vurur,

sonra geri düşerdi.

Uzun süre,

yukarı çıkamayan şeylerin de yaşadığını sandım.

Büyüdüm.

Kalabalıkların arasına karıştım.

Bir fotoğrafta ortada durdum,

bir masada en yüksek sesi ben çıkardım,

bir otobüste cam kenarını seçtim.

Yine de içimde

sürekli başka bir odada bekleyen biri vardı.

Yüzünü hiç görmedim.

Sabahları aynaya yaklaşınca

cam önce nefesimi alıyor,

sonra yüzümü geri veriyor.

Aradaki kısa boşlukta

kim olduğumu unutuyorum.

Bir gün oğlum avucuma küçük bir vida bıraktı.

Nereden söküldüğünü bilmiyordu.

Ben bütün gün

içimde hangi parçanın eksildiğini düşündüm.

Kızım uyurken

dudaklarının arasında yarım kalmış bir hece duruyordu.

Sanki rüyasında birine seslenmiş de

kelime kapıda beklemişti.

İnsan bazen

tam söylenemeyen şeylere benziyor.

Ölülerimi mezarlıkta değil,

mutfakta buluyorum.

Bir bardağın yanlış rafta duruşunda,

çekmecenin kapanırken yaptığı küçük sendelemede,

masada kimsenin oturmadığı sandalyenin yönünde.

Akşam olunca

karşı apartmanın duvarı mora dönüyor.

O renk,

ezilmiş erik kabuğunun avuçta bıraktığı iz gibi.

Her akşam birazı içime geçiyor.

Bir dost omzuma dokundu geçenlerde.

Elini çekince

gömleğimde görünmeyen bir ağırlık kaldı.

Bütün gece

o ağırlığın yerini değiştirmeden oturdum.

Ev uyuduğunda

buzdolabının içinden ince bir uğultu geliyor.

Sanki içeride küçük bir deniz saklanıyor.

Ben o sesi dinlerken

kalbim kendi kabuğunu yokluyor.

Bazen durup dururken

boğazımda eski bir madeni para dönüyor.

Yutamıyorum.

Tüküremiyorum.

Demek ki insanın içinde

harcanmamış yıllar paslanabiliyormuş.

Sokak lambasının altında yürürken

ayakkabımın bağı çözüldü.

Eğilip bağlarken

bir an için bütün hayatım

düğümü unutulmuş uzun bir ip gibi göründü.

Ben aslında eksik değilim.

Yalnız içimde,

yanlış çekmeceye konmuş bir parça var.

Bu yüzden her sevincin ardından

eşyanın yerini değiştirmiş biri geçmiş gibi oluyor içimden.

Gece derinleşiyor.

Mutfaktaki musluk

uzun aralıklarla tek damla bırakıyor.

Damla düşüyor.

Ev büyüyor.

Bir damla daha.

Göğsüm biraz daha ağırlaşıyor.

Şimdi pencere açık.

Uzakta bir motosiklet sesi incelip kopuyor.

Masada soğumuş çay duruyor.

Ben bardağın dibine bakıyorum.

Orada,

çayın bıraktığı koyu halkada,

bütün gün benimle yürümüş bir şey dönüyor.

Adını söylemeyeceğim.

Söylenirse küçülecek.

Yalnız şunu biliyorum:

Ben ne zaman güldüysem

o geri çekildi;

ne zaman yalnız kaldıysam

sandalyeyi sessizce bana yaklaştırdı.

Ve herkes uyuduktan sonra,

evin içindeki son ses de çekildiğinde,

bardağın dibindeki halka

yavaşça genişliyor.

Sabaha kadar.

Onur Göknil
Kayıt Tarihi : 1.08.2026 22:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!