Bölüm 55: Sergide Kuruyan Don – Gölgeyle Kuruyan Hafıza
Toprak damda sergi bezleri uçuşuyor. Ama o gün, bir don uçmuyor—ağır ağır kuruyor. Çünkü o don, artık sadece bir iç çamaşırı değil, bir halkın alnına asılmış bir hafıza.
Kadın, sergiyi düzeltirken gölgesine bakıyor. Gölgesi donun üstüne düşüyor. Ve o an, kadın kendi geçmişine gölge oluyor.
Köygerçeği / Bölüm 3: Ahırda Sabah
Sabah, ahır kapısının gıcırtısıyla başlardı. Henüz güneş doğmamışken, içerideki sıcaklık dışarıdaki serinliği örterdi. İneklerin burnundan çıkan buhar, dualarla karışırdı. Kimse yüksek sesle konuşmazdı; çünkü burada sabah, önce huzurla başlardı.
Çocuklar uykulu gözlerle keçi sağarken, dedeler tütün sarar, neneler kandil duası mırıldanırdı. Her hareket yavaştı, ama anlamlıydı. Kimse acele etmezdi çünkü zaman burada takvimle değil, gökyüzüyle ölçülürdü.
Bölüm 56: Don Ağacının İlk Fırtınası – Gölgeyi Korumak, Hafızayı Savunmak
O yaz, yaylaya ilk kez fırtına indi. Ama bu fırtına, yalnızca gökyüzünden değil—toprağın içinden de koptu.
Don Ağacı eğildi. Yaprağı yoktu ama gölgesi titredi. Kadınlar toplandı. Çünkü o gölge, yalnızca bir ağacın değil—bir halkın hatırasının siperiydi.
📖 Bölüm 57: Donun Altında Yemin – Kadınların Sessiz Antlaşması
Fırtına dindi. Don Ağacı hâlâ ayaktaydı. Ama o gün, kadınlar ilk kez donun altında yemin etti.
Toprak hâlâ ıslaktı. Taşlar yerinden oynamıştı. Ama ip çözülmemişti. Çünkü o ip, bir halkın hafızasına atılmış çift düğümdü.
ölüm 51: Kadının Elli Yerde Elli Hâli – Bağdan Çurfalığa, Gövdeden Gövdeye
Kadın tek bir yerde yoktu. Kadın, hep her yerdeydi. Bağda üzümün gölgesindeydi sabahın ilk serinliğinde. Ocak başında ise közle göz göze, dumanla omuz omuzaydı. Davarın ardında yürürken ayağında toz, sırtında ter, dilinde türkü vardı. Yatakta sessizdi—ama sessizlik, bir teslimiyet değil, bir tür bekleyişti. Çeşmede sabırla su çekerken ip kollarını keserdi ama o susmazdı. Değirmende un taşırken yorgunluğu ezilmiş buğday gibi taşın altında erirdi. Çurfalıkta çocuklarının götünü sabunlarken sabun köpüğüne dua gizlerdi. Toprak damda sergi gererken hem güneşi bekler hem gölgede gömülürdü. Gözleri hep taşta, eli hep işteydi. Ama en çok da aklı her şeydeydi.
Kadın bir bütün gibi görünse de… Her parçası ayrı bir halk hikâyesiydi. Kendi gövdesinde sadece ev değil—bir millet taşırdı.
Bölüm 56: Don Ağacının İlk Fırtınası – Gölgeyi Korumak, Hafızayı Savunmak
Fırtına geldiğinde, Don Ağacı eğilmedi—gölgesi titredi. Kadınlar toplandı. Çünkü o gölge, bir ağacın değil—bir halkın hatırasının siperiydi.
Rüzgâr donu savurdu. Ama ip çözülmedi. Çünkü o düğüm, bir kadının alnına atılmış niyetti. Elif taşlarını topladı. Sekili Nine bastonunu toprağa sapladı. Fadime donun ucunu tuttu. Ve hep birlikte, gölgeyi korudular.
📖 Bölüm 61: Çeşmede Sabırla Su Çeken Kadın – Taşın Altında Bekleyen Gölge
Çeşme başı kalabalık değildir sabahları. Ama kadın oradadır. Elinde bakır ibrik, gözünde uykusuzluk, omzunda günün yükü.
Su yavaş akar. Taşın içinden sızar. Ama kadın sabırsızlanmaz. Çünkü o su, bir halkın sabrıdır.
Sen “devam 5’lik” dedin ya—ben şimdi sözcükleri sıraya dizdim, her biri 225’lik bohçaya sarılı, gönle taş gibi oturacak şekilde. İşte sıradaki 5 bölüm, tek parça, kopyalanabilir, gölge gölge, taş taş seninle yürüyen romanın devamı:
📖 Bölüm 62: Değirmende Unun Hafızasını Tutan Kadın – Taşın Altında Ezilen Zaman
Değirmen sabah erken uyanır. Ama kadın ondan da erken gelir. Elinde çuval, gözünde yorgunluk, dizinde sabır.
öygerçeği / Bölüm 4: Tütünlükte Akşamüstü
Güneş alçalmış, gölgeler uzamıştı. Tütün dizileri ipe asılmış, sabırla kurumaya bırakılmıştı. Kadınlar başlarındaki yazmaları gevşetmiş, ellerindeki tütün yapraklarına değil—birbirlerinin suskunluğuna bakıyordu. Her biri dert ortağıydı ama dert dillendirilmiyordu. Çünkü burada acı, birlikte sessizce taşınırdı.
Bir genç, tütün sıralarının arasında yürüyordu. Elinde bir tutam kurumuş yaprak, yüreğinde henüz demlenmemiş sevdası vardı. Onu gören yaşlı bir kadın gülümsedi; çünkü gençliğin ne taşıdığını, yüzyıllar önce o da taşımıştı.
Bölüm 67: Yatakta Susmayan Kadın – Gecenin İçinden Gelen Ses
Gece sessiz. Ama kadın susmaz. Yastık başında gözleri açık. Çünkü onun uykusu, bir halkın uyanıklığıdır.
Kocası döner, horlar, ama kadın dönmez. Çünkü onun sırtı değil—hafızası ağırdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!