📖 Bölüm 26: Genç Kalem – Hasan’ın Yolunda İlk Defteri Açan Çocuk
Köy okulunun arka bahçesinde, eski bir ceviz ağacının altında bir çocuk oturuyordu. Adı Yusuf’tu. 12 yaşındaydı. Elinde yeni aldığı bir defter, önünde Hasan’ın mezarından getirilmiş bir taş parçası. Taşın üstüne tebeşirle yazmıştı:
“Ben de yazacağım.”
📖 Bölüm 27: Romanı Okuyanlar – “Çolak Hasan”ın Romanı Roman Oldu
Kitap basıldıktan sonra ilk okur, Yusuf’un annesi oldu. Okudu, sustu. Sonra kitabı sobanın yanına koydu ve dedi ki:
“Bu kitap bizim evin sesi gibi. Hasan bizimle konuşmuş da biz geç duymuşuz.”
ölüm 28: “Çolak Hasan İlkokulu” – İsmin Taşa, Sesin Çocuğa Yazıldığı Gün
Yıl 2026. Köyün eski okul binası yıkılmış, yerine yeni bir yapı yükselmişti. Ama tabelası asılmadan önce herkes sustu. Çünkü o gün, sadece bir okul değil—bir hafıza açılıyordu.
Tabelada şu yazıyordu:
Sınıf sevinçle koşarak Beden Eğitimi dersi için bahçeye çıkar. Semih sınıfta kalır. (Semih fiziksel engelli) Sınıfın sevinçle çıkışı Semih’i üzüntüye boğar.
Bahçede futbol takımı oluşturulur. Yalçın arkadaşları tarafından oyuna alınmaz. Arkadaşları Yalçın’ı iter. Yalçın koşarak sınıfa gelir.
(Yalçın yumrukları sıkılı sinirli.) : Beni nasıl olur da oynatmazlar?
(Semih Yalçın’a bakar kendi kendine) : Koşabildiklerinin farkında değiller. Yarın oynayabileceklerinin farkında değiller. Oysa ben bir koşmaya, bir topa vurmaya neler vermezdim? (Koşma, topa vurma görselleri)
(Yalçın ağlayarak sınıfa girer, dayak yediği her halinden belli.)
(Semih kendi kendine) :Paylaşamadıklarının farkında değiller.
Sabah çocuğu okula bıraktım ilk işim emekli maaşımı çekmek oldu.
Maaşı çektim. Çaldırıp çarptırmadan eve geldim. Eve geldim, bir kuruşunu harcamadan, bir kuruşunu düşürmeden.Derin bir '' Oh! '' çektim.
Daha ben '' Hanım maaşı çektim demeden'' Hanım sayıyor ''...Kredi kartı ödemesi,.....bakkala borç,...komşuya borç,......doğal gaz, su, elektrik, telefon faturası,.....çocuğun okul harçlığı,.... Pazar parası,......çarşı parası, ayakkabımın topuğu düştü, gözlüğümün camı çıktı....
NE MUTLU TÜRK GENÇLİĞİ’NE
Aylardan Mart, soğuk demire işleyen cinsten…. Toprak hendek hendek oyuk. Her toprak parçası bir cephe. Eli silah tutan koşuyor cepheye, adı Mehmet, daha adı konulmamış nicesi.. Silah bulan silahıyla, bulamayan, taş sopasıyla..Kiminin ayağında çarık, kimi yalın ayak…
Hava soğuk mu soğuk. Mehmetçik uykusuz, Mehmetçik tir tir titriyor… Titrek el tetikte. Seriliyor her teltikte düşman yere. Düşüyor arkaya yorgunluktan bir asker geri, adı şehit. Anbean kurşun, dağılıyor beden; kol bacak, adı şehit. Doluyor her oyuk, doluyor taşıyor. Kan kusuyor toprak. Toprak. Toprak… Sarıyor bağrına şehidimizi, düşmanımızı koyun koyuna.
Kan kokusu sarıyor şafağın kızılını. Oluk oluk kan yıkıyor şehit bedenini. Sel sel dökülen gözyaşları…
ESKİYEN DEĞERLER
Eskidenmiş
At binenin, kılıç kuşananın
At parası olanın, iş dayısı olanın
Koltuk ağzı laf yapanın, göz boyayanın
GÖNÜL EHLİ
Ey gönül, gönül ehline düşmez isen
Ömrün karalar bağlandığın günündür
Yıldızlarla donattığın dünyan yere serilir
Ufuk çizgileri daralır, zindan kaleye düşersin
Ey gönül, gönül ehline düşmez isen
Ömrün karalar bağlandığın günündür
Yıldızlarla donattığın dünyan yere serilir
Ufuk çizgileri daralır, zindan kaleye düşersin
Gördükçe gizli dertlerin örülür, umutlar yere serilir
GÖNÜL BAĞI
Keder düşerse, gönül bağına
Hazana döner, solar güller
Gökyüzü zindana bürünür
Vurgun yemişe döner, beden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!