Ne garip bir dünya
Sensiz hüzünlüydüm dün gece
Yaşarken ölmek gibi
Bir akşam üstü
Yürüdüm adım adım
bazen öyle çok özlüyorum''ki seni
saatlerce yaslandığım duvarlar bile benden sıkılıyor
koyuyorum elimi cebime
eğiyorum başımı
hava soğuk gündüzler çoktan olmuş gece
Demem o,ki
zaman su gibidir akar akar gider
bir bakmışsın,ki ne elin nede ayağın tutuyor
dönersin zamana saydırmaya
ne zaman seni duyar
nede sen zamanı
suskun yüreğime
bugün derdimi anlatamadım
iki temmuz 1993
madımak otelini verdiler ateşe
yaktılar otuz üç canımızı
ne analar ne babalar nede kardeşler unuta bildi seni
Köyüm seni hep özlüyorum
Ne yapacağım bir türlü bilmiyorum
Seni ne çok özledim ne çok sevdim
Anlatamadım buralarda derdimi bir türlü
Derdim çok olsa da unutmam asla seni
Dün gece
çöktü üstüme kara bir sis
sanki nisan yağmuru
içimde kaldı düşünce özgürlük
birde umut daldım öylece eskilere.
gökyüzünün görünmez gölgesinde yürüyorum
san ki mevsimler değişti ardı ardına
saatler geldi sona
başladı içimde kayboluşum
yalnızlığımı serdim sokaklara
bir rüzgar esti gece yarısı
dört yanım cam kırıkları
dönüp durdum etrafımda
gece yine gece
bir o kadar da sessiz
gurbette hiç günlerim geçmiyor
ben köyümü yurdumu özledim
buralarda hergün ölüp ölüp duruyorum
ben köyümü toprağımı özledim.
yıllarımı verdim bu zalim gurbete
Her geçen saniyeler
Ömürden gider
Bunu biliyorsun
Gel birlikte geçirelim
Kalan bu ömrümüzü
Çok güzel bir çalışmaydı..
Kutluyorum samimi yürek sesinizi..
Tam puanımla.. (Antolojimde)
Saygı ve Selamlarımla
HÜSEYİN ÇUBUK