insanı yakan ansızın terkedişler
beklersin ölümü güneş doğar ve batar
sen yine beklersin
yol gider sen gidersin
o an derinlere dalarsın
gökyüzünde bir sis
bulutlar parçalanıyor
hal perişan beden yorgun
gemiler
giderde gider
Nabzıma
Zincir vurmak istedim.
Damla damla değdi
Gözyaşlarım
Tenime.
Doğduğum büyüdüğüm köye geldim
Yıkılmış virane olmuş evleri gördüm
Ağalar beyler ölmez bilirdim
Ben kardeşimi çok özledim
Halden anlamaz dost bildiklerim
Bülbül çalar dertli dertli
gönül dinlemez ölümü
yürek yanar yarına
sil gözünde yaşı
boş emek yarına umut yok
Beni yalnızlığa
Terk edip gittiğinde
Ateşler içinde yanıyordu yüreğim
Hüzünlü dertli ve çaresizdim!
Anlatması zor
yürüyorum bütün sokakları sana inat
kaldırım taşlarında kaldı ayak izlerim.
seslendim
duy sesimi martılar
gece niye karanlık niye sessiz.
Ay ve güneş
deniz ve gemiler
birde yüreğime işleyen yalnızlık
istanbulun boğazında
martılara seslendim
Hüsran doluyum arkadaş
Üzülmemek elde değil
Selam olsun dostlara
Erzincandaki tüm canlara
Yeğenimi çok özledim
İnanın anlatamam sizlere
İşte istanbul işte ben
dertli çocuk gibi
oturdum eski iskeleye
sus pus oldu dört yanım
kulaklarımda bir anadolu türküsü
kopardı aldı beni benden,




-
Hüseyin Çubuk
Tüm YorumlarÇok güzel bir çalışmaydı..
Kutluyorum samimi yürek sesinizi..
Tam puanımla.. (Antolojimde)
Saygı ve Selamlarımla
HÜSEYİN ÇUBUK