Karanlık geceyi yararak ilerleyen bir tren
Rayların ninnilerinde uyuyan yolcular
Geceyi ıslatan hafif bir yağmur
Damlaları temizlemeye çalışan silecek
Gözleri raylarda tedirgin iki insan
Geçmek bilmeyen saatler
Keşke burnum Kaf dağına değseydi
Arkama da koskocaman bir tanrıyı da alsaydım
Ne masallar anlatırdım size
Ceplerimden taşardı yeşil banknotlar
Tabi ki de yalardım hepsini zenginliğimin
Şiir torbamdan fırlıyor cücelerin mısraları
Dökülüyor yerlere saçılıyor büyülü fasulyeler
Bir tanesi yeşeriyor gökyüzüne
Düğün var diyorlar bütün kadınlar tırmanıyor
Güzellik yarışmasını birincisiyle evlenmek istiyor kurbağa prens
Kazanan kız ayakkabısını düşürüyor düğünden kaçarken
Hani akşamları geliyorsun ya eve maskenle
Bende düşünmüyorum artık neredesin diye
Andersondan masallar anlatacaksın yine
İçimi acıtsada bende vazgeçtim artık
Konuşmuyoruz ki nasıl dinlesin kulaklarım
Dudaklarından aldığın nefes gibi çıkanları yalanlarını
Biliyorum
Hiç kapanmayacak bu yaralar kangren olmuş
Soğuklar basacağım göğsüme başıma
Anacaksınız beni anlamadan
Kıpkırmızı açan karanfillerdeki düşüncelerimi
Masallar okuyacaksınız başımda
Bu gece
Kulaklığınızı takın
Sevdiğiniz bir müziği hafiften açın
Ya Nazım'dan bir şiir okuyun
İstersen Sezai Karakoç'tan
Karşınızda mutlaka sevgilinizin resmi olsun
Şehir ıslak
Sokaklar ıssız ve soğuk
Geceye yıldızlardan yağmur damlıyor
Bahçeler toprak kokuyor
Dolaşıyorum mahallemizin sokaklarında
Tadı damağımızda kalan
Bir diş meyva mıydı aşk
Aklımızı alıp bize bir sürü saçmalık yaptıran
Gezinirken girdabın içinde yüzyıllar
Bakıyorum
Bakıyorum
Görmüyorum
Duymuyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!