Kahvede oturmuş okey oynuyor
Emekleri geçmişe asılmış ufuklar kadar uzak
Ceplerinde dört beş saat dost muhabbeti parası
Üstlerinde yıpranmış tertemiz ceketleri kabanları
Akşama kadar oyun oynamayı gelecek okeye bağlamışlar
Yine geldik kahvenin bir köşesine oturduk
Muhabbetin içene çay ve kahve doldurduk
Sözler sözleri duymuyor içeride
Gülmek terk etmiş masaları
Renkli camda
Artık yalanlar yılanlarla sürünüyor
Bu gece
Nefes aldıkça düşlerim
Dönüp duruyor
Düşlerimle, düşüyorum
Rakı kadehinin içine
ESKİDEN
Çocuktuk d(ü/i)nden çok önceydi o zamanlar
Bir dilim yağlı ekmekle öğlen eder
Kuru fasulyenin kokusuna ekmek bandırıp yerdik
Akşam ezanında koşa koşa eve döner
Tarhana çorbası turşuyla doyardık
yürümedin mi sonbaharda yaprakların üstünden
Regülatörden Orman fidanlığına doğru
sarmaş dolaş hayatın tüm renkleriyle
Gece iki dokumada otobüsten iniyorum
Yağmur yağmış yerler ıslak
Ayağımda bez spor ayakkabı
Tren yolunun altından suyun kenarından geçiyorum ayaklarım ıslanıyor yürüyorum
Kanatlıya lisesine, ortaokula doğru bakıyorum
güneş insanlara küsmüş gitmişti
gündüzler sönmüş gökyüzünde kara bulutlar
umursamazca yaşıyor insanlar gölgelerinde
ateş böcekleri aydınlatıyor evlerin ocaklarını
sokaklar alacakaranlık yoksulluğun kokusu yayılıyor
Gece karanlık gece arsız gece kahpe
Git
Gidebildiğin kadar
Uzak yaşamlara
Güzel kadın
Gözlerinden saçtığın ışığınla
Yaşamın sevgilerin
GRİZU
Niye gelmedi babam
Gelince yine beni öpecek mi anneciğim
Kömür kokusuyla
Hiç sevmiyorum o kokuyu
Ağlama anne sen seviyorsan bende severim artık kokuyu
Kavak yelleri
Arnavut kaldırımlarında gezerdi
Sarmaş dolaş sokaklar
Çılgın kuytular öpücüklere boğulurdu
Gözler sarhoş olurdu gökkuşağı altında
Narasını atardı şimşekler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!