Taburesinden yavaştan ayağa kalktı
Gerinirken iyot kokusunu derin derin içine çekti
Şafak söküyor bugün tek bir balık tutamamıştı
Oysa dün bu saatlerde kovasını doldurmuşu
Yarın daha erken gelmeli diye düşündü
Yavaştan cebinden ucuz sarma sigarasını çıkarttı
ben bir para sayma makinasıyım
severim yeşil doları ve avroyu
destelerim sayılanları yanımda
bankalara gönderirler saydıklarımı
ben sadece saymayı severim
ilgilendirmez beni üstündeki kanı
Serinlikler çökerken
Basmahane gara
Hafiften bir meltem eser
Bir gemi limana yanaşır
Bir balıkçı ağlarını atar
Gökyüzünü terk eder bulutlar
Tanımadığım
Yabancı ışıklar göz kırpıyor şimdi karşımda
Acılarıma
Bir mum daha yakıyor
Sisam
Sert rüzgârlar esiyor
Dün gece düşümde
Elimde olmadan
Açıp eski resimlerine baktım
Kim bilir belki de bir gökkuşağının
İçine aktım
Belki de bir masaldı
Haydi, bir dilek tut
Yıldızlardan dökülsün umutlar
Yapıştırayım gönül ağacına
Tut ki dökülsün
Yapraklarından neşe ve mutluluklar
Gün mutluluk sevinç gözyaşlarımız olsun
Nedensiz sorularla
Yaşlanır hayat
Güneş vurur denize
Dalgalarda köpükler
Yükselir göğe çığlıklar
Seslerinden düşer martılar
Kaç asır geçti bilmem
Konuşamıyorum
Yaşadım yalanlarla insanlarla
Kaçtım
Dağ başına
Bir kahve pişimi ağladım
YOL İŞÇİSİ
Baraka karlar içinde raylar kazmayla güreşte
Balyoz elimize yapışmış şeytan sobamız saatlerdir aç
Tren yol bekliyor derdi çavuş, haydi amele tren yolunu çabuk aç
Çok lanet okudum şu üç sene içinde hele içince
Rayların arasında ayağımı burktum çok acıdı yüreğim
bir geçmiş zaman yaprağı kopar defterimden
porsuk ve sarısuda başlayıp egeye uzanan
yaşamın kıyısında adımlarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!