bu satırları sana yazıyorum gartı hala,
ruhun şad, mekanın cennet olsun.
hayatıma dair en unutulmazlardan birisin.
çok az sey hatırlıyorum sana dair,
ancak çiçekli basmadan giydiğin elbisen,
sen bu denizleri bilmezsin gülüm,
bu sularda zamansız eser rüzgarlar,
alır götürür bilmediğin yere……
belli ki hiç vurmamış fırtınalar yelkenlerine
dayanamazsın bu denizlerin amansız dalgalarına,
Sesine ses veren olmayınca,
Aksı vurunca duvarlardan
Kulaklarına yalnızlığının.
Cevaplayan olmayınca sorularını,
Duyan olmayınca feryatlarını,
Sessizliğe düşman oluyor insan.
olmayacak bir sevdaya hasret çekmek,
gelmeyecek bir yolcuyu beklemek gibi.
ne acı…………
kulakların sesleri dinler hep,
gözlerin yollara yoldaş olur.
bekler ki bir ses versin uzaktan,
belliydi gidişinin ayak sesleri,
bir başka terkedilişin acısını
çıkarırcasına ve acımasız
sebepsiz ve ani oldu gidişin…..
bugün senin gidiş günündü cefakarım,
yıllar önce bu sabah,bu senesi eski tarihte,
güneş doğarken sen yok oldun.
giderken koyacaktım da çocukluğumu,
kefeninde cep yoktu…….
kanı çekilen kaskatı kesilmiş ellerine
bu aşk nasıl birşeydi biliyormusun
hani bilinmeyen bir yola gidersin de
gider gider de, hala geldim diyemezsin ya
hani yol bitmez,bıktırır,bezdirir ya
işte öyle......
ve varışı olmayan bir yolda
Hain bir pusuda vurulmuş gibi,
vurdu gitti beni.
Kim vurduya gittim.
üstelik faili bile olmak istemedi
bu cinayetin…….
dün akşam derin bir sızı duydum yüreğimde,
içim acıdı,yandım.......kahroldum.
bir haber geçti,
tv de ana haber bülteninde,
doğduğugünde ölümüne karar veren,
sanki,
bana öyle bakma ne olur,
say ki ben de senin gibi biriyim….
say ki kardeşinim senin…..ya da yakınında biriyim…
öyle nefretle bakma,
ben de senin gibi ekmegin peşindeyim…..
sabahın köründe buradaysam eğer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!