Gözlerin…
Kahveye düşmüş bir akşam semâsı gibi derin,
Bir yudumunda bin ömür saklayan kadîm bir iklim.
Ben seni ilk gördüğüm vakit, göğün bütün yıldızları
Sessizce çekilip ayın eteğine sığındı sevgilim.
Sanki hurûf-u aşk ile yazılmış bir levh-i mahfuzdun,
Kirpiklerin gecenin alnına çekilmiş ince bir sürme.
Ben adını her andığımda güller secdeye varır,
Rüzgâr bile hürmet eder geçerken gönül mülküme.
Kahve rengi gözlerinde bir sonbahar saltanatı vardı,
Ne tarçın bu kadar sıcak, ne kahve bu kadar kederli.
Bakışların değince semânın rengi değişirdi,
Güneş bile senden sonra doğmaya utanırdı gizli gizli.
Ey hüsnüyle ayı mahcup eden sükût ülkesinin sultanı,
Sen yürürken kaldırımlar dahi incinirdi zarafetinden.
Bir kuş kanadında taşırdım adını sabah ezanlarına,
Çünkü aşk, senin yüzünde öğrenmişti kendi cennetini yeniden.
Sema seni anlatırken yıldızlar tesbih çekerdi,
Bulutlar beyaz kefenler gibi geçerdi gecemin üstünden.
Ben seni sevmeyi bir ibadet sabrıyla öğrendim,
Ve her duam seninle çoğaldı Rabbe giden içli bir köprüden.
Ey gözleri kahverengi bir kıyamet kadar güzel kadın,
Bir bakışınla bin şairin divanı susar ansızın.
Çünkü sen;
Ne yalnız aya,
Ne güneşe,
Ne göğe benzersin…
Sen biraz toprak kokusu,
Biraz yağmur sonrası taş sessizliği,
Biraz eski İstanbul gecesi,
Biraz da Allah’ın kalbe bıraktığı en ince sızı gibisin.
Ben seni sevmedim yalnızca…
Seni içimde büyüyen bir devlet gibi taşıdım.
Ve adını her söylediğimde
Kalbimde eski bir Osmanlı kandili yandı sevgilim.
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 05:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir sabah şiiri




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!