Ne için yaşıyoruz ki bütün bunları?
Hangi kapıya götürür bizi yürüdüğümüz yollar?
Ya da hangi uçurumun kenarında kırılır kim bilir
Çelik niyetine tutunduğumuz
KURU DALLAR...........
Sözler bitti bu akşam,
Söylenecek söz kalmadı.
Mecalsiz yüreğim gibi
Mecalsiz kelimeler....
Varmak istediğim bir sığınak
Ya da kapılmak istedğim bir fırtına,
Temmuz olmuş aylardan
Günlerden bilmem ne
Kime kızsam bilemem
Öfkem kendime kendime
Bir haber gelmez yardan
Baharın neşesi küçük kelebek
Açık kalmış bir pencereden girer gibi
Usul usul girdin yuvama
Sessiz habersiz
Kırların nazlı kızı sarı papatyam
Çıtı pıtı ince narin
Ateşine odun taşırken
Şikayet etme sıcaktan
Anlar mı tok açın halinden
Senin derdin
Pastadan pay alamamaktan
Sessizce avuçlarıma topladığım bahar çiçeklerini,
Savuruyorum güneşin kavurduğu çorak topraklara.
Zihnimde yoğunlaşan düşünceler misali,
Yelken açtım kendimden çok uzaklara...
Lacivertimsi sonsuzluğa kanat çırpıyorum,
Henüz atarken kalbin
Var demektir
ayak uyduracak bir ritmin
Çiçek açtırmıyorsa mevsimin
Buda dalların dök yaprağın...
Bazen sadeleşmektir
Asi bir çocuğum,
Maviye tutkun,
Bir o kadar çığlık çığlığa,
Bir o kadar suskun...
Bir mum gibi eriyorum pervasızca,
bir sal yaptım maviye
sallasın düşlerimi diye
uyutsun gün boyu
geceler bende...
bağrımdaki taşa selam söyle
otursun öyle
Ağlayan kelimelere tutuna tutuna
yolunu arayan
Meczup bir divane gibi
Yabancılaşırken kendine,
Eski bir fotoğraf karesinde
Ya da nostaljik bir nağmede




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!