Çıkardım aşk taslağını
Kalbimin ana yasasından
Bana ...
Bir defter
Bir kalem
Biraz mürekkep gerek.
Eşofman mı giyeyim; yoksa keten pantolon mu, ikilemi arasında kaldım ilk yazımın sonrasında sevgili günlüğüm bu akşam ✍🏻
Sahile iner gece rengine bürünen mavinin karşısında yudum yudum çay mı içsem, ya da sakin semti bir saat tempolu mu yürüsem diye düşünürken, bir patlama sesi geldi evin yakınlarından… Üç kere damağımı çektim…
Bir elimde eşofman, diğerinde krem rengi keten pantolon kalakaldım.
Böyle zamanlarda kollarına koşacak Babamı arıyorum hüzün değil mi? Hayatta Baban yoksa işte sevgili günlüğüm ne acıdır ki nereye koşacağını bilemezsin.
Nereye koşacağını bilmeden olduğun yerde öylece kalmanın adıdır; Babasız olmak…
İçimde bir savaş var
Gribal durum mu ayırt edemedim, yoksa!
Al yuvarla, ak yuvar mı?
İç dünyamla, dış dünya mı?
Ayna da ki kadın, ben mi;
Yoksa, görüntü mü?
Davacıyım, davacı
Köşe başı çarpıştılar
Bir görüşte aşık oldular
Evlendiler, he yaw hee
Hey gidi Yeşilçam standart filmleri
Duyguların sömürgecisi
Günlerden perşembe ve pazar var bugün Bulgurlu’da… Gidermiyim belli değil. Güzel bir sabaha uyanmışken pazara cık diyebilmenin mutluluğuda var ayrıca omuzlarımda… Omuzlarımda daha neler neler var pek Sevgili Günlüğüm✍🏻 özledim seni, hem de nasıl bir bilsen. Özlemek güzelse, özlenmek daha güzeldir sanırım. Tatmak istediğim duygulardan biri de bu olmalı.
Seninde beni özlemeni diliyorum.
Bir seni özlüyorum her şarkıda, bir de kendimi.
Gözlerimin yumuğuyla her sabah caz açıp şöyle doluyorum kollarımı kendime günaydın diyorum, eğitimini aldığım “Tango” teknikleriyle caz da dans etmenin keyfini yaşadım bu sabahta. Elimi yüzümü yıkamaya giderken yolda. Aynadaki kadını ne kadar çok sevdiğimi gözlerimde onun da beni çok sevdiğini gözlerinde gördüm.
Zihnimde, neden yazmaya ara verdim diye konulu bir toplantının tam ortasında, birden bire
İstanbul çıkageldi…Elinde ne bir buket çiçek, ne beyaz bulutlardan bir parça pofuduk, ne de avuçlarında bir parça ıslak mavi vardı.
Elini kolunu sallaya sallaya geldi.
Göz göze gelmemizle birlikte:
Kopuş o kopuş toplantıdan, araki bulasın beni Sevgili Günlüğüm✍🏻
Umut besliyorlar
Umutsuzda yaşanmıyor usta
Umut dedi, döndü kendi etrafında dünya
Dünya tutundukça, umuda
Umudu yorumladı kendince karınca
İliklerime kadar aşkı yaşadım
Bir yaş daha yaşlandım…
Gölgemiz düşerken üzerine; utandım.
Cenab-ı Hakka kul olamayışımdan;
Utandım..
Gölge düşerken üzerine
Hayat dedim; kendi kendime az önce yastığa başımı gelişigüzel bırakırken… Hayat neyi, ne ile anlattı bilemiyorum sevgili günlüğüm ✍🏻
Dön o yana, dön bu yana kalemi tutuşturacakmış elime bu saatte bak hele…
Sonra uzandığım yataktan sakince kalktım, gökyüzünde ay’ı aradım. Aydınlığı yanında, ferahlık istedi kalbim darlanmış mı Allahû alem?
Kalbime uzak mı kaldım ki; bu gece dilini pek anlamadım…
Günün birinde her ölümlü gibi
Öleceğim elbette...
Yıllar geçecek aradan
Başka dünyalar kurulacak
Günün birinde kimbilir
Belki bir Algoloji uzmanı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!