Ben giderken;
Yürüdüğüm o ıssız sahili,
İçtiğim o şekersiz çayların acısını
Ve yüzümdeki o masum gülüşü çalanları,
Bir bir yazacağım tarihin tozlu sayfalarına.
Ardımda onurlu bir enkaz bırakacağım,
Sen ise saray sandığın o yalanların altında kalacaksın.
Gözlerindeki o sahte ışık söndüğünde,
Vicdanın, en büyük zindanın olacak senin.
Sahi, her gece başını yastığa koyduğunda,
O kopardığın papatyaların ahı hiç mi sızlatmaz içini?
Hangi maske örtebilir ki ruhundaki bu karayı?
Ben, hakkımı helal etmediğim yolların yorgunuyum,
Sen ise o yollarda pusular kuran bir hancı.
Yarın huzur-ı mahşerde,
Güneş tepemize dikilip terazi kurulduğunda;
Benim kırık kalbim dile gelecek,
Senin dillerin ise lal olacak, susacak.
Gör bak, kimin şiiri baki kalacak,
Kimin ihaneti tarihe gömülecek...
Mahkemeye Kübra kurulunca,
Cevabını veremeyeceğin o hesapla,
Baş başa kalacaksın
almış oldugun bu masumun ahını
cığlıklar icinde ödeyecekşin .
Kayıt Tarihi : 8.04.2026 18:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!