Öğrenilmiş Çaresizlik
Koca, koca makinelerin kurduğu dar sokaklarda
Yüksek minarelerin ağırlığı var üzerimde
Ben susmayı yeğledikçe
Hayat geliyor, geliyor üzerime sinsice
O günlerden bu günlere getirebildiğim
Hayal dünyam
O yıllarda annem elime kalem verirdi
Oyalanayım da sessizce onu meşgul etmeyim diye
Sonra hadi güneş, ağaç, ev çiz derdi
Öyle bir şey çıkardı ki ortaya
NUR-U AYN
Dualarımda sen varsın
Hayallerimde sen
Hasretimin anlamı sensin
Leb-i derya sevdiğim
Öyle oturmuş bir başına
Sol yanına yüklenmiş
Bacak, bacak üstünde
Kafasında kurmuştu belli
Ağır gelmişti düşünceleri
Eliyle destek yapıyordu çenesine
ÖZELSİN
Soruyorum bebeğim neyin var
Neden suskunsun
Neden içine kapandın
Gözlerinin içi gülmeli senin
Öyle Bir Şiir
Öyle bir şiir yaz ki bana
Necip Fazıl ın mısraları gibi kıvranıp
Ahmet Hamdi şiirlerindeki gibi kafa tutsun
Nazım Hikmet gibi vatan derken
Yanlış anladın diye başladı sözlerine
Ne diyeceğini anlatmak yerine yolu kapadı
Bir biri ardına patladı sözler dişlerini sıkmış ağzında
Kıyıya vuran şımarık dalgalar gibi çarpıyordu
Akıl almaz güzellik kan kusuyordu
Karanlık
Karanlık artık dört bir yanım,
Etrafımda ki insanlar riyakar,
İsyanım yetersiz
Dostlar olmuş sahtekar
Kendine İyi Davran
Hüzün çöktüğünde yüreğine
Unut geçmişi geleceğe bak
Duygularının esiri olduğunda
Boş ver
Keşke
Keşke demeden yaşanan
Bir hayat var mı bu dünyada
Seyyah oldum sorup gezerim
İnsanları şöyle izler gözlerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!