Günsüzlüğün kalan sarhoşluğunda ilgisiz kalışlarının mahmurluğundayım.Tutku perdelerini açarak,açıklanmamış bir sınavın sonucu kadar helecanlar,beklemeler eklersin derdistanıma.
Sevincim olursun,sevince güzellemeler yazarım,kendi yalnızlığımın koşullarında kuşlar uçar ta sana koşamadığım her andan.
İçindeki coşkulu kırılmalara,kırılan bir ışığın aşk yüzü olurum.Kraliçe okşamalarında, oklar saplanır,ipsiz,sapsız kaldığım kur dağlarında.
-İki kumrunun kurulu yuvasında iki yumurtalık beyaz özlemler kalıyor hesapsız gidişlerinde.Umut pazarlarında sevdayı tartarken ruhumda,kantarı kaçmış bir geleceği heveslerimle tartma yokuşundasın.
sen sorun sorunlarında
ne ben ne sen benden
söyleyebileyim..lerde
gidişine şemailim
senden eksiz
yeni sözcüğüm
Penceresi gözlerimiz ruh evinde
Kapısı duygu sözlüğümüz
Tanrısal izler taşıyor
bu gökdelen
bu gönüldelen
Ruh Gemisinin Gam Lombozunda Özlemek
Bağımsız bir hıçkırığın hışmına uğruyor ayrılık.Biz ile bizden kalanların kabullerinde susuyor özlediklerimiz. Bundan /sonrası bundan öncesine kafiyelenirken şiirlerimde kafiye arama şiir sözlüm.
- Günlerim neyini çalarken alınmış kaçışlarına. Çala kalem bir huzur aradım senden.
- müntehir bir terhin terhisinde kendime gelemedim. Kışlanda yaşadığım dört yıllın izi silinmedi.
Anlatılmaz bir şehlanın gözlerinde unutuldum. Ezgimin gözlerinde resimsiz resimler sergisinde yalnızlığını resmeden bir şey yoktu.
rotam, sevginle büyüyen ruh destanınadır
ölümsüz bir hazine gibi bekleyişinde yatan aşktır
sırılsıklam uslanamadığım sözlerinin sazındayım
biraz gelmelerden çal
biraz arınmalardan al
bakışlarının sihirli dalgalarından sensizlik büyür
sabah kırıkları mavi ruh ve öpülesi anlar
yoldaş oldum olmalara
sevginin öpülüşünde
öptüm tam aysberginden
sevmek oluşun izniyle seviliyorum
özünde çiçeklenen hislerim
saçların rüzgarımı furya ediyor
Beynimde oturan bilge düşünce erleri
Mantığın kanunlarını ezberliyor
gidiyor havan havalanıyorlar havasilere
zengin hülyalarla beraber
Fakir sanalı hülyalara adrestim
Kat’ran heceleri taşırdı gecelerin.Olimpiyatın başlangıcı başlar gözlerinde.Bu yıl sensizliğin olimpiyatına yalnız katıldım.
Yitirilişlerin senfonisiyim. Benden öncelere çalar algın.Benden kalanların kavlini oynar kalışların.
-Urbasını urağanlarımda unutan utkun geçmişin gelecek eleğinde gözlerini kapatır hayıf.
-Belki gelirsin diye belkileri sevdim.Beklenenler gelmezmiş biliyorum; ama gönül dilsiz,isimsiz, gözsüz,sözsüzdür Mislina.
Yalnızlığın gölgeyle yamalandığı çoksal kalabalıkların amiriyim.
Uçuk isteklerle havaya uçuyor duyucuklarım
Bir cik eki için belki yaşıyorum
Lilicik demek için
Ve senin bana kullandığın ciğim ekini hastayım
Dedim ya umut asları var bir kere
Seni ektim
Yenilmiş bir ruh takımın forvet oyuncusu gibi gizlenir yüzün ,hüzün aynandan durulanırım.
Dilindeki hüzzam güftelerinden dökülen gidiş sonesinde batıl inançlar kadar esrik bağıllarım beni sana bağlar.
Hani hatırlar mısın mayıs ayı ve kirazlar çıkmıştı, senle kiraz ağacının altında iki kiraz sevme yarışı yapmıştık. Ve sen ile kiraz arasında yeşil bir dal ve içimde sana yeşillenen aşkın kiraz renginde bilerek sana yenilmiş,rujlu ve kiraz boyalı dudaklarından öpücük dersi almıştım.Sonra kulağına kirazdan küpeler yapmıştım.İstanbul’a kadar çıkarmamıştın küçük kızlar gibi..Gözlerinden yaşlar akmıştı aşktan ve sevginin demlenmiş ahuluğundan.
Unutuluşu boynuna kolye olarak hüzün kelebeklerinin valsında beni unutmalarına kurşun ahlar atıyorum
Şimdi seni tam gitme gününden vuruyorum. Rüzgar temizler belki sensiz esen her anı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!