ben bardağında ulaşılmazı içiyorsun
mut ile mit arasında kalıyor geleceğin
geçiriyorum vakitsiz biten sevda arasıtında
Yalnız vakit geçirmek değil amacım
vakit geçtiği için mecburlarımı geçirmekti
Yitiriyorum sabır sandığının hazinelerini.Vakti çalınmış günlerin huzurundayım,güneşim yok .Bahenesizim…Bohemlerimde nemli sevgiler ıslanır,uslanır yüreğim.
Kuytu kuyularda büyümüş aşk Yusuf’u olarak Nemrut güzellerinin olta attığı aşk sahilindeyim.Üst benim parçalıyorlar güzeller.
Elimde yalnızlık tesbihi var diye,aşktaş olmak istiyorlar.Yüreğimin ekranında alt yazılar geçiyor.Gözleri Nemlican diye diye..
Tüm tercih sıralarında,ruhun usanmış kediler kol geziyor ciğerci güzelimin dükkanı önünde.Kaçamak bir Van kedisi oluyor oralarda.Sitemlerle örülü istemlerimin şimdilerinde şimendiferler kalkışa hazır.
Sanki bütün yolcular benim içim binmiş.Gidiyoruz,Kaf’ı aşarak,affı aşamayarak duruyoruz.“Boşa kürek sallayan vicdanımdaki duvarlar çatırdıyor.
-Sen de kimsin? Ciğerin kaç para eder? Beni isteyen onca ciğerci güzeli varken?
Düşlerini bir bir çıkardın, arzularının sutyenini örttüğün bembeyaz
Özlemleri benim çıkarmamı istedin.Bulut yorganlarının altındaydım hisler sislerimizi kaybediyordu. Karanlığın in cinlerinde bakışların aydınlattı odayı.Hazır hazlar dolaşıyordu duvar diplerinden.
Dudaklarındaki titreklik helecanlara can katıyor,bir rüyayı resetlemeden resmi olmayan hayallerin gerçek haline çok yakındık.
İçimde gürül gürül akan pınarlar har olmuş,hazır bulunmuşluk yar olmuş,yakılmak,yıkılmak, sunulmak üzereyim.
Saatlerce kendimizden geçmenin gecesini uzatıyorduk, gece uzadıkça uzamıştı. Bir ömrün, binlerce hüznünü çıkarmıştık anlık yaşanmışlıklarından.Gözlerinin ışıltısından belliydi,uçuşların seni genç huzurlara taşıdığı.. Akreple yelkovan gibi kaç kez üst üste gelmenin saatini tik taklıyorduk.Bazen sen salise oluyordun,hızla öpüyordun çölde kurumuş dudaklarımı.Bazen ben dakika oluyordum,okşuyordum saçlarını, suçlarını, neden beni bıraktığını.Bazen sen saat oluyordun kalıyordum on ikimden.Neden,neden yaptın bana bunları diyor,ağlıyor, sızlıyor, kendinden geçiyor,küsüyor sırtını dönüyordun. Bazen ben saniye oluyordum aşkım bir saniye dur anlatacağım,hayır diyor kapını kilitleyip,yastığımı verip git diyordun.
Kapını kitleyip ağlıyordun.Gözyaşların kapıdan akardı, ben de çocukların leğende suyla oynadığı gibi gözyaşlarını çırpıp durmanı beklerdim.Sonra zorla da olsa kapıyı açardın, gelirdim sarılırdım, yalvarırdım,ne kadar cilve varsa, ne kadar güzellik varsa,sıralar ikna ederdim.Küçük bir öpücük kurtarırdı geceyi.
bir seldir gözlerinden benim için beklenen
yaşamanın yabancı adıdır acılar
aşmaktır, ulaşmaktır heyacana
kalmak kalmaların ak güvercin uçuşlarında
hep senin kutsi yüreğinde yuva yapmak
aşk güvercinin olarak
Kadına değineler sızıyor sözlü teninde
Hayaller depreşir hazın setinde
İleri atılıyor utkun tutkular
Sensizliğin senli filmi çekiliyor
Dublörün mü bu yatağında aşk şiiri yazdığım
Ellerin mi bu ellere fikri maşalık sunan
muhteşem güzellikteki sözlerin sersek aşka
sorguladılar sevgimin mitik kalakalışlarını
elimi dolaştırdım el ile dil arasında esrik esrik
can maddeden yapılan tenine tinim ilmik
uzaklaşıp giderken gidişin
gidişinle kaderim beraber kaldı bu bekleyiş maçında
Hayrettin Taylan
RuHSaL AyDıNLaNMaNıN BoDRoSu
Korkuların matrahında çöküntülerin hesaplanamıyor
Kokusunu gülün ruhunda alan senli gelecek yoksul ve esrik
Günsüzlüğün kalan sarhoşluğunda ilgisiz kalışlarının mahmurluğundayım.Tutku perdelerini açarak,açıklanmamış bir sınavın sonucu kadar helecanlar,beklemeler eklersin derdistanıma.
Sevincim olursun,sevince güzellemeler yazarım,kendi yalnızlığımın koşullarında kuşlar uçar ta sana koşamadığım her andan.
İçindeki coşkulu kırılmalara,kırılan bir ışığın aşk yüzü olurum.Kraliçe okşamalarında, oklar saplanır,ipsiz,sapsız kaldığım kur dağlarında.
-İki kumrunun kurulu yuvasında iki yumurtalık beyaz özlemler kalıyor hesapsız gidişlerinde.Umut pazarlarında sevdayı tartarken ruhumda,kantarı kaçmış bir geleceği heveslerimle tartma yokuşundasın.
sen sorun sorunlarında
ne ben ne sen benden
söyleyebileyim..lerde
gidişine şemailim
senden eksiz
yeni sözcüğüm
Penceresi gözlerimiz ruh evinde
Kapısı duygu sözlüğümüz
Tanrısal izler taşıyor
bu gökdelen
bu gönüldelen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!