Ben sustuğum için anlatamadı masalını,derin yalnızlık. Gölgelemedim verilen sözlerini.
-Dilenmedim kalışlarında. Aşkla gurur arasında yarışan şeytanlarımın illalarında billah ettim gitmene.
- Gidene yok yakışır, kalana aşk.Ben aşk olarak kaldım, sen yol oldun , yol aldın. Kal oldun, al oldun, belayı gam oldun.
Kelimelerimin bası bos kaldığı ıssız ve sensiz kalışlarda can darılmış ömrüme. Can kırılmış kavruk masallarıma. Ahlar ağlıyor yabani heveslerime. Sözler pusuda gönül kendi yolunda.
-İçini doldurduğum bakışlarında aşk halimi özetliyor. Aşk kalmayı senden öğrendim.
ol'lara düş-tü insan,
Düş-lerini gerçeğe verdi,
Çıkar ağın-da tüm dönemeçleri, ikilemleri,
niyeti, bayramlara gitmekti ben bayramken
Geri dönüşü olmayan ben kurbanında
bunu bilemedi...aşk ve keder
1.
yalnızlığın “ gece “ oğlu oldu
gözün aydın aşk
2.
uğrunun batısında güneş batar ben doğar
Tutarsızlığını kemirdi kederi,, yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği bir hayatın hatlarında ben teli koptu.Bensiz ve elektriksiz bir hayatın yalnızlık barınaklarında yaşıyor aşk ve nemilcan.
Yol ile yolculuk tutturmuş gidiyor, tutku adresini soruyor, sadakat istedin, ruh adım sadıktı. Bir ömür beraber yaşamayı diledik ; ama bir ömür bir birimizi unutmamayı andın bandına kaydettik.
Zayıf bedenimize çullanmış bir yılgı yaşlandırır bizi.
-Şüphenin faylarına yatak sererek yeniden ona dönmenin samanyolunda yıldızlar bu aşkı şifrelemiyor.
Şeffâf, nârin bir hoşluğun yastığında sensiz geceleri yıldızlardan sormaktan bıktım.
“Herkes içine gömdüğü yaralı bir hayvanla iyileşmeye çalışmakta.”Benimkisi ürkek bir ceylandı... Sevdamın yeşil ormanlarında kaçışıp duruyor...Oysa avcı değildim, sevdamızın aslanıyım, gönlümüzün bekçisiydim. Küskün bir geçmişin otlakları arasında mecalini gezdiren narin, aşkın simyasını yüreğinde taşıyan özel ceylandın.
-Ormanımız vardı, algılarda, güzel olgulardan, seçkin iyilerden, bize özerk tutkulardan, bitmez sevgilerden, derin bir aşktan oluşan…
-Bir t’adı taşıyorduk.Dünya, dimağlık seçkiler üstüne kurduğumuz amaçlarla kaplı.
-Farklı amaçların tadındaydık.Dahası herkes kendi çıkar ekseninde döndürüyordu dünyayı.Aşk, içtepilerimize tepik atan içsel hazların, açlıkların, sevi tokluklarını yaşama algısı, sevmeye, sevilmeye, kendimizi karşı cinsin eleğinde özel emellere, ya da elemlere teslim etme mecrasıydı.
-Sen aşküstü bir yerde ve serdeydin.
'O,artık kendini biliyora ithaf-ı su '
Aşkın su,yüreğin ben, gidişin kavın kardeşi
O yüzden uzak cehennemlerde küle üfleniyoruz
Tutkunun son ekmeğiydin,bileydin özünden
Bu yüzden sulu bir yüreğin yemeğine bandırdım ölümsüzlüğünü
Ruhumun kelebeği uçtu yalnızlığıma
Ben baharın aşk babasıyken
Sen gittin ankara’na
Bulutsuz bir umut güncesinde
Gelmene arzular ekleyen arzu çiçeğim
Seninle aynı meyvede bağ olmak ister
,. -. -, _,......... Tanıdığım ilk günün son nefesinin kırmızı haliyim
.........) ` -..> ' `(......... Bu güllerin son yaprağı da kırmızı
........ /. `\.. \........ Kırılmış bir aşk güneşinden geliyorum
........ |..... |...|....... nereye baksam gül halin, geliş ve beni bekleyiş halin
......... \..../../.........
........... `=(\ /.=`............. küstum Suya
Sofistin güzel kızına gönül çarpmasındayım
Mithos’tan Arche’ye akarken
Bana baktı Wislina
Yolların olgusuna bilgi doğuran güzel
Ruhu tümden aşktan ve taştan
Saclarımı savurduğum rüzgara sığınıp gittiğimi bilirim çoğu kez
Ama
Avuçlarımı açsam yağar mısın?
çiçeklerimi suyunla sulasam
sen çiçek olsan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!