Hayrettin Taylan Şiirleri - Şair Hayrett ...

Hayrettin Taylan

Kitapların hükmü kadar değildi aşkın hükümranlığı.Bir kitabı okumak gibiydi ilk başta aşk.Ama aşkın da kitabı varmış,sevdikçe, ayrıldıkça.Kitaptan kitaba geçişleri yaşarsın.
*Sevmenin, nefreti yenmesiyle başladı.Aşkın aklı yenmesiyle devam etti. Uzlara kadar masal herkeste aynı devam eder.
Dante: "Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yasam, zihinsel yasam... hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aska uyar. Kötülükler asktan uzaklaşma oranında bir takim derecelere sahiptir ve kötülük aska yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur... Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir."

Ve insan yaşamadığı bu duygudan dolayı suçludur.Bu milyonlarca tanımı olan içsel duyulsamaya ayarlı saatli bombayla parçalanmak gerek. Aşkın böyle içsel bir mazisi, iradeyi ezen bir yanı vardı.Aklın erişemediğim, fikrin güreşemediği, konuşma dilimizden daha farklı bir dili olan eylemin hep gölgesinde,içinde, sızısında, yanında, uğrunda olduğu bir duyguüstdür.
Aşkı tanımlara sığdırmanın anlamı yok.

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

İlle herkes sevecek
Bu senin dışında diğerlerini de sevmeyi seven
Bu ülkede sevmemek bile paralı
Bu ülkede sevmek bile çok pahalı
Yaralarım tazeleniyor
Yârime ezek yaralarım

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

hiç öpülmemiş tutkuların sınırında değilsin
özlemlerin deniz olup aktı demek
sahilinde arzuların tacirleri gezerken

kırıntıların liman olup yeni yelkenler bekledi
yelkenlere kırıntılarımı yem atamadım ama!

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Kaçkın hüzünlerin telinde abalarım çabalarıma şırınga oluyor. Yüklediğimiz konvenlerde ruhun ilaç oluyor yeni buluşmalara.Kaçıştan kaçırdığımız dermansızlık peri haline perdeler dikiyor.Bütün dünyamın pencerelerine sevginin perdelerini takıyorlar.Oysa ben iki perdelik bir oyunda koynunda yeni sol atışların aşk okçuluğunu oynuyordum.Beni senden vurdu aşk ve yalnızlık.
Sevda muhasebesinin mahsiplerinde aşk defterini sordum, ilaçsız bir hazın tüccarına aşk yanığı olarak sunulmuşsun.Bu uzak özlemlerin sayısız gelgitlerinde seni hep gelişin değişimi olarak bekledim.Almanca bilmeden, Almanya'da yaşamadan felsefi teminde demlenmek mümkün mü? Sahi Hangi sözün ,hangi filozofun sözlüğünde beni aşkına derin manalar yapar.
Kant, eleştirel felsefenin öncü ismi olduğu gibi, kendi felsefi çalışmalarını çoğu yerde aşkınsal idealizm olarak da görürdü.Kant'la kantı çökmüş bir çayın son deminde idealist bir aşık olmanın termometresini hangi sıcak gününe saklayacağımı yazamadık.
Reinhold, ayrıca insanların ve diğer hayvanların, kendinde şeyleri değil, nesnelerin ancak zihinlerinde oluşan görüntülerini bilebilecekleri yönündeki Kantçı iddiayı kanıtlamaya çalıştı. 'Temsil özne tarafından bilinçte anlaşılır, bu anlama özneden nesneye doğru gerçekleşir ve ikisini de ilgilendirir.'Oysa sen gizli öznem olarak hep kaldın uzak kalışlarda.Tensel ilincin, tinsel bilincin özneden nesneye kaçışında devrik yaralar sunma felsefik akışlım.
Hegel'in.Diyalektik yöntemden hareketle hegel bütün idealist ögleri sistematize etmiştir.Hegel'in kurduğu sisteme 'diyaletik mantık' denilir. Buna göre bir fikir(yani tez) , karşısındaki başka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir.Söyler misin, senle beni çarpsak,aşk çarpılır mı aşka.Sen hangi gelişin tezi olarak, anti tezlerimde tazelenmiş bir aşk olarak kalacaksın.Oysa aşkta mantık yok diyor diyorlar.Bense bir mantığın artığında,artırılmış özlemlerimi tezlerine ilaç olarak sunuyorum.Gel öp beni benden iyileşsin özüm.
Marks, klasik Alman felsefesinin her iki yönden akımlarını alan ancak herbirisini dönüştürerek yeni bir felsefi düşünüşe dönüştürmüş olan Alman filozoflarından.Diyalektik Materyalizm olarak bilinen felsefe geleneğinin öncü ismi Marks'tır.Hegel'den diyalektiği ve Feuerbach'tan materyalizmi alan Marks, bunların kendince gördüğü sınırlılıklarını, mekanik ve idealist ya da metafizik yanlarını aşma ya da onları eleştirel olarak değerlendirme iddiasındadır.Marks bunca çeşni almış etkilenişlerde, sense derin bir kaçışın nazlarında eritiyorsun. Metafizik bir fünye gibi, asi ve asil sınırlarımda gözleri nemli aşka susamış bir bulut gibi ruhumun kurak tarlalarına damla damla süzülüyorsun.

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

-Yağmurun özlem özüyüm.Buhurlarımın mümessil sensin.Damlalarımı senin yüreğinde esinledi yağmur. Yalnızlığın nadaslarında seni bekledim damla damla yüreğimin çeperini aşarak diplerde kaldığım Yusufluğumu ıslatmanı.

S’özlerim bulut olur kaplar hislerimi.Yar’yüzünde güleç anlara karışır, uçuşurum esen cümleler gibi. Demlerim düşer yüklemine. Öznem ıslanır, sarılışın, bakışın, dokunuşun kurutur.
-Dil bilgisini iyi biliyor dilim. Sen dilime dolanmaya , sen gönlümü oyalamaya bak. Ben seni sararım sözcüklerimle, ben hislerimle kaplarım yar’yüzünü…

-Esintiyi özledim, rüzgarını içinde biriktirme. Bir arzu halim var haline.

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

yarınlara yarin çığlığı tözlendi gözlerimden sözlerin körlüğü sözlüktür gelişine
Gergefin en ince çizgisine geçersiz sevgiler nesrinde secilenir seçilirim sana
asil aslı'nın tutku kopyasında kopuşlarım kopyalanır susar imkansızlık

eşsiz mitlerin imsel kahramanına kurulur, kurlarına uzanan tümcem
doyumsuz yüklemin noktasında ruh pınar akar sonlara

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Bir eee sesiyle başladı başlamalarım
Başlangıcı olmayan bir başlangıcın sonuna
Yaşlılığımı anımsıyorum her an anılarda
Bir saniye önce yeni yaşlandı tüm yaşamalarım

Her şey yaşamayı yaşarken ıslandı,uslandı

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

- ''İtaat'' yazılı künyelerimizde, ite atılan hasretlerimizin tasması ses çıkarır yalnızlılarda. Oysa duruşlarımıza yakışını biliyoruz. Küllerimizi savurarak, yeni ateşlere sıcak sevda olmak için yeniden kül ya da başkalarına kul olmaya gerek var mı ki gülüm.
Barut olmanın ateşsiz kalakalılmışlığında yaralarım taşlaşırken başka güzellerin ateşi beni yakamıyorken neden yoksun, yoksul özlemlerimde. Masallar anlatıyordum, mağaranda sensizlikle ölüm ölüme gelmelerine güvercin olup beyazlarına yumurtlardım, yetmez ağ örerdim, yar koşularına katılmayasın diye. Daha ötesi Tepegöz olurdum, senli, sensiz her şeyi yiyen uzak bir yardım. Derdimin hiçbir yerine bir şey batmayan hüzünlü bir tepegöz. Afacan bir Boğaçhan’ın teneke sevgilerle bir gün yaramın bir yerine gelmeyiş bıçağını saplarsa belki aşkımızın acımasız tepegözü olmaktan kaçarım neşelerin şekvası…
İsimlerimizin aktığı, kızıl bir nehirde,çiçekli yastığını yıkıyorum.Nefeslerimize şahit olan,sarılışlarımızın şahidi,aşkımızın ahdi olan çiçek desenli,sen desenli çarşaf da örtmüyor yakarışlarımızı. Yakamozlarını görebildim, nemli gözlerinle.Med-Cezirlerimde mavi tutkularımın dalgalanışı daha izlemedin.Dalgalarımız kırılmadı ölü denizlerde,boğulma tehlikesi geçirmedi ali cenap buluşmalarımız.Oysa,ne çok ağladık çöllerde.Gözyaşlarımız serap olurdu,sessizce akardık,kuytu kaçınılmazlara. Yabancılaşma sevilerindeydi nakışlanışımız.
Birikmiş tuzlu suların en dibinde ruhlarımızın kirlenmişliğini yıkamak gerek.Aynı derdi,aynı deterjan temizlemez ki…Herkesin derdi kendine göre kirli…Sessiz hıçkırıklarını da katmalıyız son yaramızın kirlettiği sevda gömleğini yıkamaya.

Sonra susalım…

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

kem gözlerin gam arınmasında aktı cemalin
öfkenin uzun saçlarını taradı ilgisizlik
bitişin can kırıklarında belirdi sonsuzluk
hangi güzelin yüz haritasında sevdaya şehir olsam
sevi başkentliğin can kırıkları ağlar içimde
Ankara üşür, İstanbul solar, El’aziz ağlar

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

‎ *



bu -aşk bir Yap-boz ya,
hadi gel; hadi git, hadi ağla, hadi ağlat

Devamını Oku