Yokluğunla yamalı
Gecenin lacivert sökükleri
Ayın tel tel saçları
Dolanır yıldızlara
Cümleler alev alır
Ateş böceğinin kanatlarında.
Oysa ki
Tüm istasyonlarda
Bekleniyor varlığın.
Buğulu camlara ismi yazılanım
Gecenin bağrını delip geçiyor
Hüzün bağımın
Son üzüm tanesiydin
Boğazımda kalan.
Ne çıkarabildim seni
Ne de yutabildim
Gecenin karası sürdüm yüzüme
Yağmurda duruldum bilinmez niye
Yağıyor bak rahmet gökten üstüme
Hüz-nü matemimi kapatsın diye
...türkmenkızı...
Söylesene yar!
Ben seçemedim
Sen hangi hüznün bahçesindesin
Dalında çiçeklerini kimler koparmış
Kimler takmış yakasına hüzn-ü matem diye
Ruhumun derin dehlizlerinde
Usumu kemiren bir soru;
Hayalini kurduğum hayatın neresindeyim?
Kanadı kırık umutlarım gökyüzüne hasret
Bakakalıyor gözlerim.
Tuttuğum gülün dalı kanatır ellerimi
Rengârenk bir gülümseme beklerken
Kabuk bağlamayan yaralarım kanar.
Hasret üfürür burada rüzgârlar
Hayatın çilesi gözlerimden okunur
Bakışları nemlenir bulutların
İçime yağar hüznün sağanakları
Gök rengine boyanırken gözyaşlarım
Korkuyla hüzün sarmaş dolaş olur usumda
Son bir bakış
Yoluma çıkan kara bulutlara
Prangalar takılı can evimde
Güz yaprağı hazan mevsimlerinde
Sevmeye her zaman zengin olan ben
sevilme yoksulu olmuşum neden?
Yolun sonu
Aydınlık diyorsun.
Benim önümde,
Bir yol bile yok ki..
Müsaade ette;
Senin yoluna engel olmayayım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!