Dinle beni.
Şöyle uzaklara bak.
Bak ki dinlenesin.
Gözlerinin göre bildiği renkleri,
Gör, gör de doğayı sevesin.
Dikkat et ve dur.
Yuvam dediğin evinden,
Aldı götürdü seni bizden
Sinsice yıkılan o duvarlar.
Erkendi, çok erkendi be kardeşim.
Mahzun kaldı ardındakiler.
İçlerinde kanayan, içten içe sızlayan yarasın.
Zaten geçmişte kırmıştım kemiklerimi;
Eyledim mi son düşüşle eksiği tamam.
Yaradan, yar yardımcım olsun aman, aman!
Topu topuna kopardığım o bir tek dal,
İnerken bir uçmuşum ki ah yandım anam!
Ne o, toprak mı çekiyor; geldi mi zaman ?
"Doğruları söylemekten korkma"
Diye buyurmuştu Mevla'm; söylerim.
Yağ çekip, yalpalayanlar;
Bundan ötürü sevmezler beni, bilirim.
Sevmesin de gözlerine perde çekenler
Dünya uğruna yolunu şaşıran beşer,
Hatıralar;
Tozlu raflarında, hafızaların
Bazen bakmak istersin
Buğulu gözler karşılar seni,
Biraz daha dedin mi?
İşte o an;
Neden sevimsiz şeyler yazarsın diye
Ha bire sorar dururlar bana.
Başka nasıl anlatayım ki?
Yaşadıklarından bile ders almayanlara.
Başkalarının dertleri benimmiş gibi
Yalnızım bugün yapayalnız.
Düşüncelerimle, hayallerimle,
Seninle yapayalnız.
Şehri dolaşıyordum,
Bu akşam.
Usulca ve sessiz.
Eski günlerimizi hep anar ağlarım
Her an gözü yaşlı seni sensiz yaşarım
Nereye baksam karşımda seni görürüm
Daralınca kime sığınayım ben baba
Sensiz yaşamak ölümden de zordur bana
Sevgi Bağı
Hani hayatta toyluk ürünü
Ara sıra tökezler ya çocuklar.
Gururdandır köprüleri yıkarlar,
O asi delikanlılık ruhlarıyla.
Sevgili Canlar;
Renk, ten, dil, din, cinsiyet ayırmadan hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. Bu yazımda; böbürlenerek, hiç bitmeyecekmiş gibi hoyratça geçirdiğimiz, ama gerçekte neredeyse anlık denecek kadar kısa olan yaşamımıza anlam kazandıran mutluluklar ve üzerinde yaşadığımız, herkesin göz diktiği coğrafyamızı, tanıyıp ta tanımazlıktan geldiğimiz insanları dilimin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalışacağım.
Acı ama ne yazık ki gerçek; çoğu zaman, bizler de eleştirdiğimiz, belki de bize karşı yapıldığında şiddetle karşı çıktığımız birçok eylemi, hatayı, ihmali yapar olduk. Mesela paylaşmayı unutup, sıradan ve bizden başka kimseye yararı olmayan, basit işlerle avunur, övünür olduk. Bazen, biz de ihmal etmiyor muyuz, sevdiklerimizi? Sorumluluklarımızı yerine getirmeyi, sevdiklerimize duyduğumuz sevgimizi hissettirmeyi ertelemiyor muyuz?
Neden dolandırmayı severiz ki sözlerimizi? Eleştirilecek bir durumu neden insanın yüzüne karşı söyleyip, eleştirmeyiz de arkasından dedikodusunu yaparız? Neden bize güvenen insanların zaaflarından yararlanmaya yelteniriz, neden? Veya neden eleştiriyi usulü dışında, ulu orta yerde, çirkince, insanları aşağılama yöntemi olarak kullanırız?
Yüzümüzde, gülücükler donmuyor mu, gördüklerimizin, duyduklarımızın karşısında? Garip ama ara sıra, bizim de gözyaşlarımız tebessümle karışmıyor mu? Zamanın değerini unutup, küsmüyor muyuz hayata?
Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda görmek istediğimiz güzel şeyler olsun, anılarımızda, çevremizde kısaca hayatımızda. Sevgimizi, yüreğimizi, hak edenlerden esirgemeyelim ve içimizde var olan güzellikleri açığa çıkarmak için sevgiyi üstün ve egemen kılalım. Kısacası içimizdeki sıcak sese kulak verelim. Şöyle daha bir sıkı sarılalım sevdiklerimize, sevenlerimize, dostlara ve yaşama. Yıllar boşa gitmesin, zorluklarla, zorbalıklarla, kinle nefretle, zaman kaybetmeyelim. Hoşgörülü olalım, sevgiyle yapılan her şey güzeldir. Sevgiyle hayat daha da anlam kazansın.




-
Murtada Cekmecelioglu
Tüm YorumlarBu ismi bu güzel siirlerin altinda görmek cok güzel. Ama itiraf etmem gerekirse sasirmakla beraber önce, acaba bu bizim Hasanmi diye düsündüm sonra evet cekmece kokusunu alinca sevindim ve gururlandim..Eline saglik