Hanifi Kara Şiirleri - Şair Hanifi Kara

Hanifi Kara

YÂRE DOĞRU

Keşkeler sıralanır, sonra pişman olursun
Vakit geçmeden durma, yâre doğru köprü kur.
İğneden tut ipliğe, sığaya çekilirsin
Kendini boşa yorma, yâre doğru köprü kur.

Devamını Oku
Hanifi Kara

YA SÂHİLE AHIRA

Dizginini bırakma, nefis bir ata benzer
Sen hâkimsen sâhile, o hâkimse ahıra.
Şeytan ile birleşir, her an kol kola gezer
Hiçbir şey gizli kalmaz, bir gün çıkar zuhûra.

Devamını Oku
Hanifi Kara

MEHTER

Asırlar ötesine, alır götürür beni
Kalbimin tâ içinde, vuran mehter kösüdür.
Nerde duysam ben onu, tüylerim diken diken
Olur, birden ürperir, o ses mehter sesidir.

Devamını Oku
Hanifi Kara

NEFRET ETSEK DE

Hâbil, Kâbil’le başlar, bu işin yol ayrımı
Biz barışı sevsek de, harpten nefret etsek de.
Savaşlar eksik olmaz, insanoğlu oldukça
Biz barışı sevsek de, harpten nefret etsek de.

Devamını Oku
Hanifi Kara

KIR ÇİÇEĞİM -I-

Sürmeli gözlerle karşıma geçip
Ele kına yakıp del etme bir de.
Vuslatı beklerim her gün her saat
Gönül ister amma o günler ner de.

Devamını Oku
Hanifi Kara

KAHVERENGİ GÖZLERİN

Kirpiklerin altından, göz kapağın açınca
Ne de güzel bakıyor, kahverengi gözlerin.
Sanki güneş ışığı, gözünde odaklaşmış
Beni her an yakıyor, kahverengi gözlerin.

Devamını Oku
Hanifi Kara

KAVŞAK ve YAVŞAK

Yol diye gittikleri, o yolları yol değil
İkisi de bâtıldır, meyletme sola, sağa.
Hele hele azgın sol, işi gücü kan dökmek
Teröre bulaştırır, seni çağırır dağa.

Devamını Oku
Hanifi Kara

GÜZEL GÖR GÜZEL DÜŞÜN

Neme lâzımcı olma, hoş geçin de herkesle
Ele çaktırma kaşın, hayatından lezzet al.
Onurlu ol her zaman, dik dur amma dikleşme
Eğme ağyâre başın, hayatından lezzet al.

Devamını Oku
Hanifi Kara

HANGİSİ ZOR?

Çile yüklü o aşka, yakalandın sen niye?
Çabalayıp durursun, nasıl kurulsam diye
Gece/gündüz akıl yor, o bırakmaz yakanı.
Aşka tutulmak mı zor, ondan kurtulmak mı zor?

Devamını Oku
Hanifi Kara

GEREKLİ OLAN; FERÂSETLİ SİYÂSET

Daha öncele sizlere siyâsetin ve politikanın ne olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bu yazımda ise “ferâsetli siyâset”in ne demek olduğunu anlatmaya çalışacağım. Zâten siyâsette aranan “olmazsa olmaz”ların en başında ferâset, bâsiret ve bilgi; başka bir ifadeyle dünyayı ve olayları doğru okumak gelmektedir.

Her ne kadar ünlü tarihçi Yılmaz Öztuna “Türkiye Tarihi” isimli kitabında, “siyâset; II. Abdulhamit’le birlikte Anadolu’da toprağa gömülmüştür...” dese de, hiçbir devletin ve ferdin ondan uzak durması veya onsuz yaşaması mümkün değildir. Çünkü onun girmediği hiçbir yer ve hiçbir şey yoktur. Bu durum kıyamete kadar da böylece devam edecektir. Kim ekonomide ve siyâsette güçlü ise dünyanın dizginleri onların elinde olacak ve onlar istedikleri gibi insanlara hükmedeceklerdir.

Devamını Oku