Soruyorum kardeşim,
hangi mühür daha ağırdır?
Sarayın soğuk koridorlarında
mürekkeple vurulan mühür mü,
yoksa
emeğin nasırlı avuçlarında
sandığa düşen oy mu?
Bir yanda
delegelerin iradesiyle seçilmiş bir başkan;
öte yanda
karar odalarında büyütülen,
kürsülere usulca kondurulan
bir gölge...
Hangisi halkın gözünde
daha muteber,
hangisi daha saygın?
Bir adam var,
on üç kez çıkmış meydana.
Her yenilgiden sonra
aynı türküyü söylemiş,
aynı masalı anlatmış,
aynı yorgun gömleği giymiş.
Bir adam daha var.
İlk kez çıkmış meydana.
Bir gülüş değmiş memleketin yüzüne.
Umut, yıllardır pas tutmuş kapıları
tek tek açmış.
Sandık taşmış,
meydan taşmış,
yürek taşmış.
Biri kalabalığı
makam arabalarının camından seyreder.
Öteki,
tek başına yürür caddelerde.
Çocuklar omzuna dokunur,
ihtiyarlar elini sıkar.
Arkasından
nehir gibi akar insanlar.
Ne emirle gelirler,
ne korkuyla...
Yalnızca inandıkları için yürürler.
Çünkü halk,
alkışı kiralamaz.
Sevgiyi ihale etmez.
Vicdanını fermanla satmaz.
Ey memleket!
Söyle şimdi...
Başkan dediğin,
mahkeme salonlarında mı yazılır,
yoksa
meydanlarda milyonların yüreğine mi?
Başkan dediğin,
koltuğun sahibi midir,
yoksa
halkın gönlünde yer edinen mi?
Ben cevabı bilirim.
Toprak bilir.
Ekin bilir.
İşçinin nasırı,
çocuğun gülüşü,
annenin duası bilir.
Çünkü en büyük mazbata,
bir milletin güvenidir.
Ve bir insanın arkasından
on binler değil,
yüz binler,
milyonlar yürüyorsa;
o yürüyüşün adı
salt kalabalık değildir.
O yürüyüşün adı
halktır.
Halkın verdiği hükmü
ne mühür bozar,
ne duvar,
ne de zaman.
Çünkü son sözü,
her zaman
meydanlarda atan yürekler söyler.
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 20:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Mahkeme koltuk verebilir; ama saygınlığı yalnızca halk verir."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!