Oğuzhan'ın soyundan İl Han bir ülke kurdu
Çekemeyen tatarlar İl Han'ı düşman gördü
İl Han'ın ülkesine gelip savaş açtılar
Öldürdüler herkesi ne var ne yok biçtiler
Sana koşarak gelip,
Arkadaşlarla tanıştığım,
O ilk günü hatırlıyorum .
Okulum!
Sınıflara büyük bir neşeyle,
Büyük bir sevgiyle girerken.
Etrafa nur saçan yar
Adın, karanlığa dokunan en yumuşak ışık.
Bir ay parçası gibi düşüyorsun zamanın üzerine,
Sessizce, incitmeden,
Ama her şeyi değiştiren bir aydınlıkla.
Bazen bir sabah serinliği gibisin,
Gece çökerken İstanbul’un omuzlarına,
Direksiyon parmaklarımın ucunda,
pencereyi açıp sana baktım usulca
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü…
Asya'yı geride bırakıp
Şimdi üzerinden, Avrupa'ya geçeceğim,
Gece çökerken İstanbul’un omuzlarına,
Direksiyon parmaklarımın ucunda,
pencereyi açıp sana baktım usulca
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü…
Asya'yı geride bırakıp
Şimdi üzerinden, Avrupa'ya geçeceğim,
Ne istedin felek benden
Kollarım koptu bedenden
Kollarım yetmezmiş gibi
Yüreğim söküldü yerinden
Her şey onunla güzeldi
Galata Köprüsü
Gündüz kalabalık bir cümle,
gece suskun ama derin bir anlam.
Eminönü ile Karaköy arasında
tutmadan bırakmayan,
uzanan bir el gibidir,
Galata’nın taşlarında eski bir fısıltı dolaşır,
kaybolacak gibi değil;
Yedi asırdır taşlara sinmiş o serin nefes
hâlâ yankılanır duvarlarda.
Kutsal Haç Kulesi derlermiş adına o vakitler,
zaman, isimleri değiştirip ruhları aynı bırakmayı sever ya,
Gazzeli masum çocuklar…
Gazze’nin dar sokaklarında
bir avuç nefes arıyorlar,
Gökyüzü diye baktıkları yerde
Demir bir uğultu var şimdi,
Her yankısı bir çığlık,
Hoş geldin kar,
Böyle dolu dolu yanıma gelişini,
Sokak lambalarının yanından inişini,
Pencereden seni seyredişimi,
Ne çok özlemişim bir bilsen.
Her zaman özlemle bekledim seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!