Yıl 1938, on Kasım, dokuzu beş geçe.
Desenli bir tül gibi sardı her yanı.
Hüzünlü günlerin hazan mevsimi!
Mevsimlerin en unutulmazı.
Bir on Kasım sabahı!.
Gel dinle beni efendi
Bir sen misin çok ezilen.
Her yeri sarmış kötüler
Dünya değil tek bozulan?
Zemberek boşalmış çoktan
Sabah gözlerimi sana açardım.
Yürürken, otururken…
Hep sen.
Gözlerim yollarda,
özlemle gelişini beklerdi.
Seni birkaç saniye görebilmek için
On yedi yaşında henüz bir fidan
Zalimin elini görmüş bir kere
Daha çok gencecik reşit olmadan
Henüz baharına varmış bir kere.
Ebedi kardeşim ol, uzat elini
Bin yıldır öyleydik öyle biliriz
Yayalım tüm yurda sevgi dilini
Yeter ki adım at hemen geliriz
Bu ülke bu vatan elbet bizimdir
İstanbul’dan ayrılmak
boğazda düğümlenen bir cümle gibi,
yarım kalmış bir nefes…
Buruk bir acı bu,
adı konmamış bir hüzün.
Elveda, Boğaz’ın kırmızı gerdanlığı,
Emekçi kardeşim yükselt sesini
Ülke hepimizin al hevesini
Hakkını bırakma git al hepsini
Bu bayram hepimizin bilesin
Bir Mayıs'ta bütün meydanlar dolsun
Emekçi kardeşim yükselt sesini
Ülke hepimizin al hevesini
Hakkını bırakma git al hepsini
Bu bayram hepimizin bilesin
Maaş yatar.
harca harca bitmiyor derler ya,
ben her ay bitmeden
bitiriyorum zaten.
Elektrik faturası göz kırpar,
su sessizce akar cebimden,
3 Temmuz, bir kulüp değil bir vicdan yargılandı.
Toprağa değil, kalplere kazındı o tarih.
Takvim yaprağından düşmedi o gün,
Bir sabah uyandık, sarı lacivert bir gökyüzü
üstüne çöktü İstanbul’un.
Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman, Cemil Turan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!