Ömrümüzden yıldız gibi
Kayarak akar yaşlılar
Buğulanmış gözlerini
Yumarak sıkar yaşlılar
İç çekip dalar maziye
Milletin hayrına her güzel işi
Yazacağım demiştim, yazdım işte
Gelenlere hatırlatıp geçmişi
Yazacağım demiştim, yazdım işte
Zalim ezecek olursa mazlumu
Belki düşünmektir yazmak
Yazdıkça düşünüyorum
Belki harfle kuyu kazmak
Yazdıkça düşünüyorum.
Nedeni, niçini, nasılı
Ne sen Şirin’sin ne de ben Ferhat’ım
Dağları delmemi isteme benden
Eyerlendi bekliyor tahta atım
Bir ucundan tutman son arzum senden
Eserken seher yelleri
Dön ki yönünü kıbleye
Duy Allah diyen dilleri
Zan etme sakın kimseye.
‘Sorulur kişi kendinden
Bu nasıl adalet söyle
At ile it yarışır mı?
Boşa zahmet çekme öyle
Yağ ile su karışır mı?
İnsan için gelmiş dinler
Bu dünyada tüm canlılar
Söyler Allah kelamını
Yüce dağlar cansız taşlar
Söyler Allah kelamını
Hak yol için namaz kılan
SÖZ BABA
Söz mü? Diye sormuştun
İşte cevap: Söz baba.
Belki hayal kurmuştun
Gerçek olsun… Söz baba.
Bırakarak gölgemi arkada
Işığa koştum hep durmaksızın
Yakaladım derken kavramları
Sonsuzla karşılaştım ansızın…
Hatırlar mısınız bilmem? Rahmetli Barış Manço’nun evlatlarına ders vermek için onları bir manava götürüşünü. Götürdüğünde, çocukların tezgâhta ki armutlara elleyince başlarına ne geleceğini anlatışını. Tezgâhtarın “bayramlık ağzını açarsa” neler söyleyeceğini, mizahi ama müzikal bir biçimde ders verişini. Biraz ipucu vereyim o zaman. Hani nakaratında “Oku bakıyım” dediğinde çocukların topluca “AYI” dedikleri parçasını. Hatırladınız değil mi?
Barış Manço bu “AYI” parçasını yaparken bir amacı vardı elbette. Nitekim parçanın bir yerinde de sebebini yine kendisi açıklıyor.
“Maksat çoluk çocuk öğrensin hayatın çetin yollarını, kaptırmasınlar kimseye kafalarını ve kollarını, hani baba olarak vazifemiz tabi uyandırıp ikaz etmek.”
İşte tam bu sözler bir baba olarak benimde evlatlarım için bir şeyler yapmam gerektiği gerçeği, beynimde gonk çalar gibi yankılanıp dururken, oğlumu dizimin dibine oturtup bir bir sıraladım. İçimden geldiği gibi “hayatın çetin yollarını” ve her defasında söz istedim oğlumdan. Şair Abdurrahim Karakoç’un “mektup yazdım Hasan’a; ha Hasan’a ha sana” dediği gibi ben de karşıma oğlumu alarak söz istedim. Böyle desem de sözlerimi kendine muhatap gören herkese seslendim aslında. Bakalım söz havada mı kalacak, muhatap bulabilecek mi?
SÖZ MÜ OĞUL?




-
Gulnare Esgerova
Tüm YorumlarMerhaba Halil bey. Ben azeriyim, sizin siirlerinizi cok begeniyorum. Bazi siirlerinize sarki besteledim. Eger izniniz olursa bakudeki bayanlardan olusan islami qrupa vermek isterdim. Ben profosyonel calismiyorum, insAllah bu benim ilk isim olacak, eger siz de razi olarsaniz tabii. Siirleriniz sarkiy ...