SIRACALI
Saçın yüzüne dökmüş salınarak geziyor
Seslenirim pas vermez sıracalı sevdiğim
Sitemli kahır edip beni her dem üzüyor
Su içmeye tas vermez sıracalı sevdiğim
Yemin ettim bir kere sevsem de susacağım
Eğer benden gidersen bil ki kan kusacağım,
Bu zavallı bağrıma kızgın taş basacağım,
Sır kalacak bu sevda bir ikimiz bir Allah
Ben ölürsem mezara benimle girer vallah.
Nasıl yaşadığım sormayın bana
Doğarken ağlayıp darda kalmışım
Höllük toprağında yatırmış ana
Hayat eleğinde zorda kalmışım
İki dünyadan üstün aşk şehri nazarında,
Sözümüz vardı bizim Kalu beladan beri
Kibri, kini çok kestik benliğin hızarında,
Sözümüz vardı bizim Kalu beladan beri
Gözlerim kirpiğini kaldıramaz üstünden
Sabah ve akşam olmuş gün geçse de bilinmez
Hasretimi hiç sorma bitkinim özlemekten
Dizlerim yorgun düştü yol ölçse de gelinmez
Suçumuz ne baba ne bu sancımız
Mahkûm kardeşimiz bacımız mahkûm
Ne zaman dinecek bilmem acımız
Mahkûm kardeşimiz bacımız mahkûm
Bizim köye bahar gelmiş nazlı yar,
Erimiş dağların yücesinde kar,
Nevruz çiğdem sümbül madımakta var,
Yemlik kartlaşıyor boylandı tez gel
VER BANA
Saba rüzgârın sakisi hadi
Yârin kokusundan bade ver bana
Ayrılık acısı canda gör hadi
Vuslat şarabından bade ver bana
VİCDAN KITLIKDA
Ne yağda kıtlık var nede şekerde
Her şey bol vatanda vicdan kıtlıkta
Böyle düzen eden elbet çekerde
Her şey bol vatanda vicdan kıtlıkta
Kuru bir dal gibi yaprak dökerken,
Sen hazanda benden gül istiyorsun,
Vuslat sız sevdamda hasret çekerken,
Dizim tutmaz derim gel istiyorsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!