Gözlerim kirpiğini kaldıramaz üstünden
Sabah ve akşam olmuş gün geçse de bilinmez
Hasretimi hiç sorma bitkinim özlemekten
Dizlerim yorgun düştü yol ölçse de gelinmez
Suçumuz ne baba ne bu sancımız
Mahkûm kardeşimiz bacımız mahkûm
Ne zaman dinecek bilmem acımız
Mahkûm kardeşimiz bacımız mahkûm
Hastalar toplanmış derdin anlatır,
Hiçbir tabip buna ilaç yazamaz,
Derdi dinleyeni neden ağlatır,
Derler ki yaramız tabip saramaz.
Yara belli ama sargı tutmuyor,
Seslendim Nuh gibi oğul ben sana,
Şimdi naz yaparsın neden sen bana
Sözüm kar etmedi dedim Kenan’a
Dinle sözüm sende boğulma oğul.
Karanlıklar çökünce zavallı yüreğime,
Gün doğsa da ne çıkar o zifiri geceme,
Hasretin yağmur gibi yağdı bütün heceme,
Mısraların yas tutar şiirim öksüz kaldı.
Sen gidince köyümü kara bulut kapladı,
Sen yanımda olsaydın taze güller koklarken,
Mecnun gibi seveyim seni leyla diyerek.
Gül tenime dokunsan seni Seviyom derken,
Mecnun gibi seveyim seni leyla diyerek.
Pencereyi açınca kokun gelir gurbetten,
Artık sabrım kalmadı öleceğim bak dertten,
Nasibime ayrılık düştü seni sevmekten,
Yollara kırmızı gül döşedim deme için
Nasıl yaşadığım sormayın bana
Doğarken ağlayıp darda kalmışım
Höllük toprağında yatırmış ana
Hayat eleğinde zorda kalmışım
Her zaman aklıma gelince adın,
Birden dizlerimin bağı çözülür,
Sessiz çığlıklarda gönül feryadın,
Kulaklarım duyar canım üzülür.
Harflerle kelimeler, mısralarında dizdin,
Bazen beyitte kaldı, kıtalarına sızdın,
Yazılmadık şiiri, bilmem ki kime yazdın,
Okuyorsun bunu sen; şiirim şarkım diye.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!