Buğulu penceremin şoseleri arasında
Ecnebi telaşıyla koşturan gece
Gözlerini kerteriz almış bir Fransız şatıyla
Manzaramı düğümlüyor
Bu yüzden
Bu gece söylenen
Kaderi beşeri uydularca zapt edilmiş bu evrende
Zaman mahrem dinlemiyor
Saatlerse adil değil
Arkaik öğütler yetmiyor ömrün ihyasına
Tereddüt etmeden haykırdığım tek gerçek:
Burdan çıkış yok.
İstediğim ne varsa bu şehirden
Sana göçtüler fütursuz
Medeniyetten ne kaldıysa altmışıma
Gençliğime imrenen kasabalara takıldı
Ne vakit hayal kurduysam bu şehrin surlarında
İstanbul fetholundu tarafından
Bir içki sun bana gözlerinle
Ben de gözlerimle bir kadehle geleceğim
Yahut bardakta bir buse bırak ki
Bir daha şarap aramasın gözüm
Nefsten yükselen susuzluğa ilahi bir içki gerek
Ah Celia,
Hamhalat bir sevdaydı
Alelade bir zahirle varmıştım yanına
Ayağıma yapışan dutlar etrafa hasret saçıyordu
Biliyorum
Hiç dut görmesen bile olmayacak işti bu
Üstelik palanı da yoktu atımın
Hendese bilirsen
Ağaçlarla konuşabilirsin
Musa bilirdi
Sevmeyi bilirsen
Ekümenik bir devrim
Ölümle aramda Filistin var
Çığlıklar şah damarıma sokuluyor
Ölümle aramda Filistin var
Minareler Kenan'a sivriliyor
Fıstık çamlarını suluyorum şu sıralar
En uçtaki köküne dokunma isteği geliyor,
İnsanlığı seyrederken .
En uzaktakinden yan balkondakine kadar,
Görüyorum ;
Seher vakti
Geceyi yolcu etmiş dalgalar
Atlantik kıyılarına
Levant’a yakıştığı kadar yakışmıyor
Sabahın ilk perdesinde
Rüzgâr ellerimi patlatmaya hazır.
Tedavülden kalkmış kelimelerle vedalaşmıştık
Faytona binmiştin
Aruzla gitmiştin...
Ben nerden bilecektim senden sonra postmodern yazacağımı
Nerden bilecektim gidişinden sonra Ortadoğu'da cehennemi boşaltın çağrısı yapılacağını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!