Saat 00.41
Kırgızlar Aytmatov ile Rusça konuşuyor.
İki dil bilen birine sorulur mu bilmiyorum ama
Hasret deyince aklına hangi şiir geliyor
Hasreti hangi dilde düşünüyorsun
Hangi dilde akıyor gözyaşların
Dün gece yağan yağmurda aşkımıza dair tek bir damla yoktu sevgilim
Tek bir şemsiye yoktu sana açılan
Bizim için ıslanmış bir delikanlı
Bizim için taşmış bir tek nehir...
Dün gece aşka dair tek bir şiir yazılmadı sevgilim
Kimse kimseye sırılsıklam bir şeyler hissetmedi
Hindistan’ı olmayan devrimlerin
Cehli mürekkeple savaşı
Şüpheyi vehme taraf büken bir gülüşle
Çelikten bir meşruiyet kazanabilir
Tohumu reddeden her filize
Sesin senin;
Kainatın hangi amaca hizmet ettiğinin izahı için
kaleme alınmış
bilmem kaç ciltlik kitaba
önsöz
Nüktelerin, şarapların, dostların meclisinde
Neşeli saatlere taç takarken kahkaha
Şefkatli yüzü sana dönmüş yüreğim
Haykırırken senin krallığını
Beyhude seni unutma çabalarım
Légion d'honneur nişanını en çok
bir gün seni bana getirecek
otobüsün
stepnesi
hak ediyor
Sen ki
Bir damla taşıyorsun avuçlarında
Yere düşürmeden boydan boya talan ediyorsun umutlarımı
Dolaşıyorsun köşe bucak
Çizdiğim yollarda
Biliyorum
Kafkasya’nın soğuk naif köylerinden
Bir teşbih demeti ile çıkmıştım karşına
Ahıska kadar mahzundun o zamanlar
Kederle daha da kıymetlenirdin fikrimde.
Hopa kadar sevecendin
Önceleri
Bebekleri gecenin tavanından
Ay bir yüze damlatılmış
Bir çift gözdün
Kırlangıç gördün bahçende, ağladın
Çift gem vuruldu zamana
Dağ vurup
Gölge savurduk
Hüznün ağdığı
Hersli vadilerde
Yalaza ökümen ruhumuz
Yanmaya hep nazırdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!