Sen ki
Bir damla taşıyorsun avuçlarında
Yere düşürmeden boydan boya talan ediyorsun umutlarımı
Dolaşıyorsun köşe bucak
Çizdiğim yollarda
Biliyorum
Kafkasya’nın soğuk naif köylerinden
Bir teşbih demeti ile çıkmıştım karşına
Ahıska kadar mahzundun o zamanlar
Kederle daha da kıymetlenirdin fikrimde.
Hopa kadar sevecendin
Önceleri
Bebekleri gecenin tavanından
Ay bir yüze damlatılmış
Bir çift gözdün
Kırlangıç gördün bahçende, ağladın
Çift gem vuruldu zamana
Dağ vurup
Gölge savurduk
Hüznün ağdığı
Hersli vadilerde
Yalaza ökümen ruhumuz
Yanmaya hep nazırdı
Ebedî şimdilerin yarınları gibiydik
Sonsuzduk lakin hep yarındık.
Acaba neresindeydik zamanın?
Kaçı gösteriyor Müjgan saatin ?
Bodrum mutfaklarından feryat ederken sahanlar
Biliyorum
Rutubetli ruhları hizmetçilerin
Sokakların sefil kıyıları boyunca
Alçak girişlerde umutsuzca filizleniyor
Pürüzlerini yok etmiş bir köydeyim
Sabah oluyor
Kasketini dizine takmış bir adam ,
Oturuyor .
İnanmış elleri başının üstünde.
Adımlarında çiy taneleri sayıyorum...
Şimdi bir rüzgâr eser
Karıncalar soluklanır dizlerinde
Ertelenmiş bir tebessüm
Kopar inceldiği yerden saçlarının
Saçların ki hürriyetin ökseleridir
Dolanır karıncanın vehmine
Yerkürenin sonsuz Bazarovları arasında
kaybolmuştum.
Yahut kayıp doğmuştum.
Sonsuz karanlık masama tünemişti
Ay ışığı sayısız vedalarımın turnusoluydu
Giden apaçık bendim.
Sensizlik bembeyaz bir ormanda
Apaçık koşturan
Yılkı bir kula kadar çaresiz.
Bir çam uçsuz ovaya;
Cesur, itidalli.
Bir gölgenin elçisi bu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!