Bir kuşun sararmış sesinde gizleniyor yerkürenin bütün zaafları
Bazen kararmış bir dalın üstünde,
Bazen morarmış bir çamın.
Bazen de mavi bir deniz göğsünde...
Kayın gölgesinden fışkıran
Babil tepkin kırbalar
Ve sen.
Armida sen öldün.
Kolay değil
Yüreğini bir masaya yatırdın diye
Karşıdakinden gökyüzü beklemek
Belki bir yüreğe
Sen
Her şeyin en iyisi olsun istersin
Bense en iyiyi seninle bulmak
Ben
Kardeşimin saçından başka saç örmedim
İşte yıllardır izini sürdüğüm bulut
Yaslamış kıyıları dağın eteklerine
Doğanın hendesesi eteğinden asılmış
Direniyor umutların kaygan bahçelerine
Yüz yaşında bir ev, içinde boş bir beşik
Akşamın en güvenli yerindeyim
Kulağıma sesler geliyor
Kendimi hissediyorum
Fikirlerim altıgen bir odanın meyilleri arasına sıkışmış
Önümdeki kağıda harfler dökülüyor
Bir yerlere gidişlerden bir araya getirilmiş
Bir adam olarak
Yine uzaklara gidercesine
Meyla içinde vardığım vapur iskelesindeyim
Palamarın kiri pasıyla martıların narin gövdeleri arasındaki tezatlık beni ayakta tutan.
Martılar ki hepsi dünden tanıdık
İlanı ertelenmiş bir savaşın sonlarındayım
Düşmanım para piyasalarınca gün aşırı yenilenirken
Taarruzlarıma eşlik edecek hücum marşım dahi yok
Kabuslarımı pratik hayata eşlemek zorunda bırakıldığım bu savaşta
Terbiyem mahvıma sebep olacak gibi duruyor
İnsan, düşman süngüsüyle yahut kendi avazıyla göğsünü boşaltabileceği bir savaşı yine kendisiyle organize edebiliyor
Bir zamanlar şu gördüğün yerde
Bir ev vardı Mişey
Gün doğmadan beş çocuk doğdu içinde
Beş yayla, iki göletten geçtim taşlarıyla
Lalettayin taşlardan ev olurmuş Mişey
İçinde çocuklar doğarmış
Sesini duyar gibi oluyorum gemilerden mendiller sallanınca.
Bir mazlum borcunu ödeyince mesela
Mısırlar püsküllenince zamansız
Kız kardeşim çarşı için izin alınca babamdan
Yerel gazetelerde Fransızca bir kelimeye rastlayınca
Rüzgar enseme fısıldayınca kuşların istikametini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!