Mevlam göz vermez boşuna
Gerçeği arar da durursun
Gelirse günü de görürsün
Yere göğe bakma boşuna
Hakikat çırağı yakarsın
Aşk bu ise
gözlerin neden delice bakıyor
Yüreğimi bakışların
delip geçiyor
Aşk böyle ise
neden içim
Bahçede ulu kara dut ağacı
Salınır gezer oynar çifte bacı
Merhameti yok yüreğimi yaktı
Dermanım olur mu o kızıl saclı
Bir güzel gördüm sanki cennet gülü
Zalimin zulmü gibi yar yamansın
Açtığın yaralar her gün kanasın
Bülbül güle feryat figan ederken
Ateşten yuvayı neden neylesin
Sevdayı başıma sardı da gitti
Ne olur ağlama
Ey iki gözüm
Neye ağladığını bil
Dünya bir günlük değil
Bu devran böyle gitmez
Zamanı gelir
Bu koca şehirde yaşadığını sananlar
Beton yığınları arasında
Bahçelerde şakıyan bülbül seslerine
İliklerine kadar korkutan
Şimşekli gök gürültüsüne
Yağmurdan sonra çıkan
Her akşam güneşin batışı ile ölür
Her sabah güneşin doğuşu ile dirilirim
Biteviye vade dolana kadar
Kuytu çalı diplerinden gelen
Kuş seslerini dinleyen
Ağaç altında aşıklar
Ortalığı çınlatır atılan
Şen kahkahallar
Uydu yayını başlayalı
Telgrafın tellerine artık
Kuşlar konmuyor kopmuş mu ne
Gece kondular mantar gibi
çoğalırdı ruhsatsız
Mahalle çeşmeleri akardı
zamanlı zamansız
Seyyar satıcılar dolaşırdı
sokak sokak semt semt




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!