Yüreğime acılar inerken
Bir bir dost bildiklerimi
Bağladım acının ucuna
Belki zaman zuhur eder mi
Düşürseler benim halime
Sahte dost bildiğimi asla
Hastayım derdime çare bulamam
Doktor çare yoktur dedi yanarım
Dertlerden bezdim ben kime gideyim
Hekim hekim gezdim ağlar yanarım
Ciğerime doktor bıçak vurmuyor
İnat ettin gönül bağım koptu yar
Bana bu elde kalmak haram olur
Acı tatlı gurbet kahrı çekerken
Beni öldürdün ölürsün her gün yar
Serabı yaşattın sahrada çölde
Sensiz yaşayamam bunu bilesin
Ne olur uzatma bana gelesin
Deryada damla gibiyim bulasın
Yürek yarama derman olasın
Yıktın yaktın neden viran eyledin
Ağacın ömrü fidan iken başlar
Gölge yapar konar göçer kuşlar
Zalimin zulmü hayal ile başlar
Testere keser ağaçlarda ağlar
Yeşil deniz gibi Akbelen ormanı
Kesip yıktılar ormanın ağacını
Havasız bırakacaklar insanı
İçinde yaşayan onca canlının
Aldınız tutacak ahı intizarı
Ne adalet tanır ne yasa kanun
Haykırıyor insanlar
"Bıçak kemiğe dayandı"
Ankara'dan İstanbul'a
Yakıcı yaz sıcağında
Yağmur gibi sel gibi
Akın var akın
Aziz vatan için Millet uğruna
Sönerken yurdumda ocaklar
Kollarını açmış toprak ana
Şehidini bağrında saklar
Yaşadığın gün benim günümdür
Gözünün gördüğü gerçek dünyamdır
Her güzel kare resim unutulmaz anımdır
Zaman geçse de anılan tatlı sohbettir
Bağrımdan aldım ben yarayı
Ankaralıyım Ankaralı
Rüzğarlı sokağın güzeli
Bana bak adım Ankaralı
Gözü kara İsmet Paşalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!