I.
Hanı daralırdı ruhun, Bir mülteci gibi, Yalınayak ve ürkekçe,
Bana gelirdin...
Gülüşün vardı ya,
İçimdeki o devasa,
O kaskatı buzları eritirdi.
Hani gök yarılır,
Sağanak bir ihtilal başlardı;
O kısa,
O dolgun,
O kömür karası...
Saçlarından süzülen her damla,
Kaderime,
Kainatın o kör kalbine karışırdı.
Sonra kirpiklerinden sızan o sırılsıklam vaat,
Dudaklarında mühürlenirdi sonsuzluk
Ve saat!
II.
Esmer teninin pürüzsüzlüğünde
Erirken tüm akıl,ki ruhum…..
Hâlâ o kaçak,
O acemi sevişmelerin tadındayım;
Tenimde sönmeyen bir yangın,
Ruhumda ebedî,
O bitmeyen fasıl.
Şimdi soğuyor zaman,
Donuyor evrenin kanı...
Madde susuyor, ey makrokozmos!
Terk ediyor ruhum bu teni,
Bu dar mekânı. Ve beni kutsayan o kadim, O dilsiz dualar...
İşte bak;
Dışarıda gök ağlıyor, yer susuyor,
İçeride hatıraların,
Başıma çığlar gibi yağıyor! Ellerim... Ah, iki çaresiz mülteci gibi ellerim, Bedenim sıkıntıdan terliyor, Sana bileniyorum.
III.
Hadi gel!
Beni ıslaklığınla yıka,
Şehvetinle arındır,
Beni terinle kutsa,
Beni kendinle inandır!
Artık dinsin bu amansız fırtına,
Çözülsün sırlar,
Erisin bütün buzlar,
Sussun o sağır asırlar!
Daha perdeler inmeden,
Gölgeler değmeden tenime,
Beni yüreğinin o en mahrem hücresine işle,
Beni özünle birleştir,
Beni ruhunla dişle!
Ebedî dişil olan çekiyor bizi yukarıya!
Zulüm çoktan yumdu o karanlık gözlerini,
Mutluluk artık saydam bir sızı gibi,
Sürer izini.
Hadi gel!
O özgür,
O tanrısal aşkınla çık yola,
Yıllardır buz tutan özüme,
O kutsal nefesinle gir!
Artık ısınsın bu kâinat,
Artık azalsın bu devasa sancı,
Bitsin bu sürgünlük ömür,
Gitsin içimdeki o kör yabancı!
Bu bir ayrılık değil;
Bir varoluş savaşı,
Bir büyük arınma, bir büyük özlem
Hadi gel!
Kırılsın aynalar,
Dökülsün zamanın külleri yere; Karışalım birbirimize, Deryanın ummana karıştığı, O sonsuz, O geri dönüşsüz seferde!
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 13:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!