Ne zaman girdiğini bilemem bilinmezliğe,
Koca kış günlerinde.
Benim bileklerim sızlar yangınlar içinde.
Ustalık ister aşk her defasında sinsice,
Kalabalık olmalı duruşun,içten içe derince.
Sözler ister bir baştan bir başa dilinde.
Ben sana geniş bir tepeden bakarım
Sen şehrin orta yerisin
Usul usul geçer de anlarım
Rüzgar’ım,serin rüzgarım benim
Değer ne düşünüyorsan eğer
Denizin üstü deniz.
Ortasında gemi;
Yelkenlimi yelkenli.
Bir güneş batar dünden,
Ahenklimi,ahenkli.
Aynı şeyler sürekli;
Titreyen kaldırımlarda cenabet adımlar.
Burası şehirdir güzelim yere basmaz ayaklar.
İncinirsin soğuk bir nefes gibi donuk yaklaşırlar.
Hiç inanmadığın bir çocukluğun olur onuda anlarlar.
Titreyen kaldırımlarda cenabet adımlar.
Bir topal'ı
Prensesle evlendirmezler.
Bir topal'ı
Bir topalla evlendirirler.
Ama çocukları iki bacaklı olur
Çek gözlerini toprağımdan;
Oysa!
Senin toprağındada;
Açar papatya...
Dolunayın karanlık tarafında;
Sinsi bir akşamüstü.
Dilim dilim et,fırın tavına gelmiş
Usta iksir karan,kara büyücü.
Sancı; başlangıcında ve sonunda;
Gök mavi deniz mavi göz mavi
Hangisinden geçeyim sevgili
Önümden koşturur akıp giden hayat
İsterimki bozuk bir saat gibi durmak
Gel hadi dön hadi bak hadi
Ne kolay olur şimdi yaşamak
Uçmak;
Gökyüzünün hakkını vermeden,
Maviye bakmadan yukarılardan;
Bilmeden geçmişini geleceğini.
Bugünü düşünmeden...
Herşey sende gizli!
Kaç bulutu rüzgar sıkmalı.
Taş gibi üzerime düşmeli.
İncecik bir damla gibi yağmalı.
Unutup insanları dışlamalı.
Yağmur beklemeli.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!