Uzanacaktı yol, alabildiğine uzun
acenteda sordu adam, hangi koltuğu istiyorsun
var mı dedim cam kenarında, salladı başı
dedi işte şuradaki çiftli, kaldırdım kaşı!
Dedim yok o olmaz, pekiyi dedi ya şu
Saçım, başım dağınık, en az evim kadar
tarağımı fırlatıp atmışım, kim bilir nerededir o da
yüzümde üç, dört günlük bir sakal
bugün de sırtımı döndüm traş takımlarına.
Şimdi yanaklarım bilindiği kadar yumuşak değil
Yok sayılıyor bugün, dün bugün için bir düğün
her geçen gün sonrası birbiri için atılıyor düğüm
hava kaynıyor, adeta ağzına kadar dolu bir güğüm
kış ceketini alıp çıkıyor iken, hazana bırakıyor gül.
Gökyüzü peşine takılı, görünüyor flu yüzü
Uğultusuyla duruyorum, başım dönüyor düşünmekten
İçimdeki çocuğa seslenişim, tekrar onunla karşılaşmamla başladı
Fevri ve bir o kadar aklıselim, başta tanışıklığım bu kadar
Sonrasında unutuluş hikayesinin başrolünde kalan bendim bana.
Kendime rast gelişim
Bilip bilmeden yaşıyorsun hayatı
farkında değilsin, düşünmeden konuşulmaz
susmayı iyi biliyorsun, konuşmayı bildiğin kadar
tut ki konuştun, sus diyen de olmayacak
farkında değilsin, senin sevdiğin kadar sevemediğim için
ölüm kalım adamları, yorar atılan tüm adımları
Simidimi bölüyorum, rıhtım yakınında kuşlar
uğramıyorlar koparıp bir parça atmayana kadar
büyükçe olanlar küçük lokmalara tav olmasa da
serçeler kanat çırparak koşuyorlar
yapraklar hışırdıyor, ötede deniz efendi
bir konuşup, pir susar gibi
"Uzak dur!" dedikçe, yaklaşıyorum
bu ne uzun bir yol, gittikçe de uzuyor
boynundan sevmeye başlasam demeye kalmıyor
ayaklarına varana dek sabahı ipe çekiyorum
dolanıyor bacaklarım sabah göndere çekiliyor bir bayrak gibi
üşümekten midir bilmem, dikiliyor tüylerimiz
Sağ elim cebimde yürüyorum, buraya kadar normal, biliyorum
sigara yaktım ama onu da rüzgârla bölüşüyorum
oysa hiçbir şeyi ardında bırakmıyordu zaman
bunu unutmuş olmamdandır herhalde o sigarayı yakmam.
Ne zorun vardı da çıktın ey bre zındık rüzgâr
Nasıl birden böylesine tüketilir sevgi
ayrılık düşünülecek gibi değil iken
ezcümle yan yana olmak da akıl işi değil
ki zaten aşk dediğin iki koldan iki diyar
zamanın sarmaya gücü yetmez, kırılır kol ve kanat
tükürsem dünyaya düştüğüm uçurumlara inat
Derinimde, az daha aşağı kesimde
hüzün var, ellerin değer ise
içimde halihazırda bir fay
dikkat et, kırıldı kırılacaklar
ama dokunmaktan erinme
tıpkı öyle, dokun iyice




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!