Yüzün, gecenin en derin uykusunu bölen bir ışık,
Bakışların, fırtınadan hemen önceki o mutlak sessizlik.
Bir nehrin yatağını bulması gibi olağan,
Ve yıldırımların kör kayalara düşmesi kadar ani...
Senin bu sevdana hangi renk yakışır şimdi?
Gül kurusu mu, yoksa bir ömrün geride kalan külü mü?Saçlarında dolaşan o yağmur sonrası toprak kokusu,
Hangi mevsime sığınsa, o mevsimi baştan yaratır.
Tamam, belki yine çok büyüttüm kelimeleri,
Ama hangi doğa harikası seninle yarışabilir ki?
Toprak bile utanır kendi kokusundan,Senin saçlarının rüzgarıyla karşılaştığında.
Şimdi sormak hakkım değil mi bu sessizliğe:
Böylesine kök salmışken içimde varlığın,
Bu kadar kolay mıydı sırtını dönüp gitmek?
Daha parmak uçlarım teninin sıcaklığını unutmamışken,
Yarım kaldı son cümleler, son tebessümler...
Ne tuhaf, içimdeki bu yangın hala seninle besleniyor.
Ne tuhaf, yokluğun bile seni benden söküp alamıyor.
Kayıt Tarihi : 9.06.2026 21:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!