Gün gelir...
Ar hayâ vitrin süsü, edep ise antika,
İtibar ölçülür oldu, cüzdandaki rakamla.
Eskiden söz senetti, mühür vurulmazdı dile,
Şimdi yeminler bolca, ama her iş bir hile.
Gün gelir...
Bilginler dilsiz kalır, cahillerde gür seda,
Doğruluk garip düşer, her köşe başında veda.
Mekânlar "lüks" doludur, içinde huzur yoktur,
Sofrada bin çeşit var, ama gönüller açtır.
Gün gelir...
Selamın yerini almış, soğuk birer "emoji",
Dostluklar "beğeni" kadar, bitti eski enerji.
Komşu komşuya yabancı, duvarlar sanki kale,
Ekranlara hapsolduk, düştük ne garip hâle.
Gün gelir...
Moda derler adına, yırtık pırtık giyilir,
Akıl firar eylemiş, zırvalara "baş" eğilir.
Okumadan âlim olan, görmeden şahit kesilir,
Meyvesiz dallar şimdi, en yüksekten seslenir.
Ama yine öyle bir gün gelir ki...
Göz boyayan o boyalar, yağmurda akar gider.
Sahte alkışlar diner, gerçek sitemler biter.
Bir tebessüm ararsın, bir "nasılsın" uğruna,
Sığınırsın sonunda, o eski edep yurduna.
Unutma:
Altın paslanmaz ama, bakırı boyarlar sarıya.
Gerçek değer vicdandadır, bakma sen o darıya.
Gün gelir devran döner, aslına rücu eder her can,
Geriye sadece "insanlık" kalır, koca bir mirastan.
Kayıt Tarihi : 29.04.2026 08:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!