Gövden gövdeme yaslıydı…
Yetmedi…
Eller vardı saçlarım da kolları olmayan
Bedeni olmayan…
Eller, bir değil, iki değil, üç değil,
Eller, eller, eller…
Küçük fare kuyrukları,
Gövdeleri deliklerinde.
Sıkılmış yapışkanlar,
Hamamböceklerinin sırtlarında.
Bastığında üstlerine,
Yapışır tüm bedenleriyle.
Hayat, sürprizleriyle güzeldir.
Sürprizleriyle büyütür, hayat.
Çağlayan gibi çoğalır dostlar, kankalar.
Ölüm, sınırlıdır.
Sınırsız olan, hayattır.
Yaşanacak çok güzellik vardır.
İnce uzun ışıklar mavi renk yanan
Her renk var aslında sarı kırmızı yeşil
Tekerlekleri olan heybetli kibrit kutunda
Sokaklarda kırmızı beyaz ışıklar yanar söner
Sahaf festivali Taksim’de
Kitaplar sayfalarını açar bakar insanlarına
Bir köpek dolanır ıssız sokakta
Denizin damlaları hasret yanımda
Işıklar yanıyor yeşil lamba işte sen ordasın
Uzanmak isterim hemen sana
Bilmiyor seni kimse ben bile bilmiyorum
İşte yine telefon çalıyor… Boşlukta sesi
Ağlayan insanlar
Ölüme ölümüne üzülen
Yaşayanlar
Gördüm onları tabutta
Her koltukta bir tabut
Herkes tek tek tabutta masadaki sandalyelerde
Sesinin notası okyanusta beste
Gülüşün ayda bir şelale
Elmas mı? desem Pırlanta mı?
Kuvars mı? desem Yakut mu?
Yeter mi seni anlatmaya...
Güzel İnsan
Aşkın ılık yerinden bakıyorum sana
Beni ısıtan
Uyuyan yüreğimi uyandıran
Etraftaki her şeyi
Bir başka gözle
Görmemi sağlayan
BAŞKA ELLER
Gözlerim ayrık bir el ağzımı kapamış
Sus diyor sus konuşma
Buğulanmış camı siler bir el
Dışarısına bakar görebildiği gösterilen kadar
Bir bıçak saplanmış sırtıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!