Bir gül bahçesinin gizinde gezinirken
Kuşatmıştı göğsümü o keskin ıhlamur kokusu.
Güller kırmızısıyla, pembesiyle ışıklar saçarken gülistanda,
Acımasız bir rüzgâr savurdu sarı yaprakları yüzüme!
İşte tam orada, o kadim bahçenin kalbinde,
Ihlamurun yanı başında yükseliyordu bir iğne yapraklı çam ağacı;
Ayrılık sözcükleri kadar keskin ve bir o kadar mağrur...
Zamana meydan okurcasına dört mevsim yeşil, dört mevsim dimdik,
Tüm gidenlerin bıraktığı boşluğu doldurur gibi
Sonsuz bir sadakatle kök salmış, beklemekte...
Aşk, özgürlüğünü ilan etmeli artık!
Aşk sadece kendi nefesiyle, aşk gibi yaşanmalı;
Arınmalı insanın ona yüklediği sahte anlamlardan,
Kurtulmalı çiçekten, cilalı madenlerden...
Yalın, çıplak ve hesapsız...
Yaşamalı
Yaşanmalı
Ay ışığı gülümsemesiyle aydınlatırken iğne yapraklı dalları
Güneş kollarını açmıştı o münzeviye
Çam ağacı aynı vakar ve dirayetle
Kapatmıştı pencerelerini
Hercai menekşelerin kokusuna
Ve güneş gülümserken her şafakta,
"Her canlı yaşamaya değer," diye,
Yürekten bir tebessüm süzülmeli dünyaya...
Kayıt Tarihi : 11.06.2026 20:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!