Benim hikâyem griyle başladı.
Ne beyazın düşüşüydü, ne siyahın pişmanlığı…
Bir ara renk, bir bekleyiş, bir yanılsama.
Ben o griye inandım.
Çünkü insan, elinde hiçbir şey kalmayınca bir ihtimale sarılıyor.
Ben de sarıldım.
Bir gün geçer sandım…
Bir sabah uyanırım, içimde eksilen ne varsa yeniden yerini bulur sandım.
Olmadı.
Ben bekledikçe içimden bir şeyler eksildi.
Önce neşemi kaybettim.
Sonra hayallerimi.
Sonra insanlara olan inancımı…
En sonunda kendimi.
Kimse anlamadı.
Çünkü bazı acılar gözyaşıyla yaşanmıyor.
Bazı acılar insanın içine yerleşiyor;
sen herkesin yanında gülümserken,
içinde sessizce bir hayat çöküyor.
Ben de öyle çöktüm.
Bir gün fark ettim;
artık güzel bir şey olduğunda sevinmiyorum,
kötü bir şey olduğunda da şaşırmıyorum.
İnsan çok kırılınca,
acı bile şaşırtmamaya başlıyor.
Sonra gri karardı.
Beyaza dönecek kadar masum değildim artık.
Griye sığınacak kadar da umudum kalmamıştı.
Siyaha kaldım.
Öyle bir siyah ki bu…
Gece gibi değil.
Çünkü gecenin bir sabahı vardır.
Benim karanlığımın yok.
Güneş doğuyor hâlâ.
İnsanlar seviyor, gülüyor, birbirlerine sarılıyor.
Hayat herkes için bir şekilde devam ediyor.
Benim içinse zaman yalnızca geçiyor.
Yaşamakla devam etmek aynı şey değilmiş.
Bunu çok geç öğrendim.
Şimdi bazen geçmişteki hâlime bakıyorum.
Her şeye rağmen inanan,
bir gün mutlu olacağını düşünen o adama…
İçim parçalanıyor.
Çünkü onu hayat bir anda öldürmedi.
Her gün biraz daha kırdı.
Her gün biraz daha eksiltti.
Her gün içinden bir umut daha aldı.
Ve sonunda geriye ben kaldım.
Ama ben bile kendime yabancıyım artık.
Benim hikâyem griyle başladı.
Bir ara renk, bir bekleyiş, bir yanılsama…
Sonra bütün renkler çekildi hayatımdan.
Beyaz yetişmedi.
Gri tutamadı.
Siyah ise üzerime kapandı.
Şimdi hiçbir şey beklemiyorum.
Ne dönecek birini,
ne geçecek bir acıyı,
ne de düzelecek bir hayatı…
Çünkü bazı şeyleri kabullenmek iyileştirmiyor insanı.
Sadece acının adını değiştiriyor.
Benim acımın adı artık beklememek.
Ve belki bir gün biri soracak:
“Ne zaman kaybettin kendini?”
Bir tarih söyleyemeyeceğim.
Çünkü ben kendimi bir gecede kaybetmedim.
Her “iyiyim” dediğimde biraz daha eksildim.
Her sustuğumda biraz daha öldüm.
Her “geçer” dediğimde, içimde bir umut daha toprağa girdi.
Şimdi aynaya baktığımda gördüğüm kişi hâlâ benim yüzümü taşıyor.
Ama gözlerimde artık bana ait hiçbir şey yok.
Ve biliyor musun…
İnsan bazen ölmeden de bir hayata veda edebiliyormuş.
Ben kendi hayatıma veda ettim.
Kimse duymadı.
Çünkü benim sonum bir çığlıkla gelmedi…
Sessizce oldu.
Gri bitti.
Siyah kaldı.
Ve ben,
bir zamanlar sabahı bekleyen o insanın
artık sabah diye bir şey olmadığını bilen
son hâliyim.
#EMRE
Kayıt Tarihi : 7.09.2026 11:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!