Kimseler bilmez içime açılan yolları.
Öyle derin duvarlar ördüm ki zaman bile izlerini silemedi.
Bir kapı vardı belki, ama çoktan sarmaşıklar örttü yerini.
Ne gelen bulabildi onu, ne arayan.
Bir zamanlar inandım insanların seslerine.
Kimi dost gibi yaklaştı, kimi liman gibi.
Sonra düşlerim kaldı geriye, yarısı kırık, yarısı yarım.
Yüreğimde filizlenen güveni ellerinde incittiler.
Korkularımı anlamak yerine ateşe attılar.
Şimdi karşıma çıkanlar neden durduğumu soruyor.
Oysa bilmiyorlar.
Ben insanlardan kaçmadım.
Sadece ruhuma giden yolu herkese göstermemeyi öğrendim.
Çünkü bazı yollar haritalarda görünmez.
Ancak kalbi acele etmeyenler bulabilir onları.
Ama acele bu çağın dili oldu.
Kimse bir sessizliğin yanında uzun süre oturmuyor artık.
Daha ilk adımda yarınları konuşuyor insanlar.
Oysa ben,
bir çift gözün ardındaki mevsimleri, bir sesin taşıdığı yükleri, bir suskunluğun ne anlattığını bilmek isterdim önce.
Çoğu zaman fark ettim,
eller uzanıyordu bana, ama ruhuma değil.
Bakışlar değiyordu yüzüme, ama içimdeki karanlık odalara değil.
Sanki herkes varacağı yeri biliyordu da,
kimse yolu merak etmiyordu.
Bu yüzden hâlâ sarmaşıklar altında bir kapı var.
Rüzgârlara emanet.
Ve belki de en çok bunu öğrendim yıllar içinde,
İnsan, ruhuna denk bir ses duymadığında,
sessizliğe alışıyor.
Tülin
Kayıt Tarihi : 21.06.2026 09:29:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



