Gidiyorum, içimde binlerce ölünün ağır uykusunu taşıyarak,
Kendi cenazemi omuzlamış meçhul bir hamal gibi sessizce.
Zamanın çarkları ruhumu bir kağıt gibi parçalarken geride,
Hangi aynaya baksam kırılıyor çehrem o yabancı bakışlarda.
Artık ne bir evim var ne de dönecek bir gökyüzüm bu şehirde.
Gidiyorum, dilsiz bir ağlayışın kör bıçaklarını kuşanarak,
Kendi sessizliğimin içinde boğulmak, kaybolmak pahasına.
Hayatın o sahte ışıklarını tek tek söndürdüm karanlığımda,
Gözyaşlarımın tuzunda boğulan umutları bir kefene sardım.
Varlığımın ağırlığı artık bu toprağın sabrını çoktan aştı.
Gidiyorum, köhne bir mezarlık sessizliğini ciğerlerime çekip,
Köy yollarının o unutulmuş, o hırçın kimsesizliğine karışmaya.
Ayaklarımın altında ezilen her taş, bir vedanın sert hatırası,
Güneşin bile ısıtamadığı o soğuk ve kadim boşluğa yürüyorum.
Geride bıraktığım her nefes, bir vasiyet gibi asılı kaldı havada.
Gidiyorum, iyileşmeye değil, yaramın derinliğinde kaybolmaya,
Bir pınarın hırçın suyunda ruhumu parçalara ayırmaya geldim.
Derman arayanın dermanı olsun o sahte ve yalan teselliler,
Ben sızının en saf halini, o ilahi azabı içmeye ant içtim.
Doğanın kucağında bir enkaz gibi dağılmak en büyük hürriyetim.
Gidiyorum, ufuk çizgisinin o kan revan içindeki veda vaktinde,
Güneş sönmüyor, sanki koca bir evren içimde sessizce can veriyor.
Her adımda etimden bir parçayı bu yolların açlığına sunuyorum,
Küllerimden doğmak için değil, küllerimde yok olmak için bu sefer.
İçimdeki fırtına dindiğinde, geriye sadece devasa bir hiçlik kalacak.
Gidiyorum, yıldızların o buz gibi ve sağır sessizliğini kuşanıp,
Kimsenin uyanmak istemediği o kapkara rüyaların ötesine doğru.
İnsanın kendine yaptığı bu son seferde pusulalar daima ihanet eder,
Kaybolmak; bulunmanın o iğrenç konforuna indirilmiş en büyük darbedir.
Kendi uçurumuma bir dua gibi düşerken, tek sığınağım bu yalnızlık.
Gidiyorum, hayatın o maskeli suratına son bir nefretle tükürerek,
Geleceğin o gri ve zehirli dumanına iliklerime kadar karışmaya.
Menzilim ne bir ışık ne de bir liman; sadece sonsuz bir karanlık artık.
Zincirlerimi değil, doğrudan kendi gölgemi koparıp atıyorum bu yollara.
Sadece yürümek; var olmanın o dayanılmaz sızısından ebediyen kurtulmak.
Kayıt Tarihi : 30.03.2026 15:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!