Gibisin Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
814

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Gibisin

sen, aklın kapı dışarı ettiği
gönlün başköşeye oturttuğu misafir gibi/sin,
ne kovmaya dilim var seni
ne kal demeye yüzüm.

bir yanın helalinden dua,
bir yanın tövbenin cebindeki günah gibi/sin,
insan senden kaçtıkça kendine yakalanıyor,
sana geldikçe kendinden oluyor.

gözlerin desen ayrı hükümet,
kanunu yok, vergisi ağır.
bir kere baktın mı aklı kamulaştırıyor,
yüreği mülksüz bırakıyor gibi/sin.

seni güzel sanmıştım evvela,
meğer güzellik sende bahaneymiş,
şeytanın bile aklına gelmeyecek masumlukla
adamın başına bela gibi/sin.

millet aşkı güle benzetir,
ben güle haksızlık etmem.
gül hiç değilse dikenini baştan gösterir.
sen gülüşünün arkasına sakladığın kış gibi/sin.

ne vakit bitti desem
aklım dosyayı kapatıyor, gönlüm temyize gidiyor.
ulan şu kalp dediğin de ne namussuz şey,
celladına beraat isteyen mahkum gibi/sin.

iki gram huzur vereni unutur da
canını yakanı ömür diye taşır insan.
sen yaramdan çok huyum gibi/sin,
kesip atsam eksik, taşısam kan gibi/sin.

sözlerin sıcak bir ev,
suskunluğun kapısız bir sokak,
insan sende barınacak yer buldum derken
kendi yalnızlığına kiracı gibi/sin.

sana kızdığım oldu,
kendime kızdığım daha çok.
sen belki hep neysen oy­dun,
ben seni görmek istediğim gibi/sevdim.

biraz seni büyüttüm içimde,
biraz kendimi küçülttüm.
sonra adına aşk dedim,
kendi putunu yapıp önünde eğilen kul gibi/yim.

ne tuhaf değil mi?

seni unutmak için senden söz ediyorum.
her şiirde biraz daha gömüyorum seni,
her mısrada yeniden diriliyorsun.

demek şairin mezarlığı kağıtmış,
ölüler mürekkeple kalkarmış ayağa,
sen her noktada öldürdüğüm,
üç noktada dirilen gibi/sin.

bir vakit nasip dedim sana,
sonra nasibin de edebi vardır dedim.
insanın sofrasında ekmeğini yiyip
gönlünü aç bırakan misafir gibi/sin.

kader desem kader alınır,
tesadüf desem şeytan güler.
RABBİM’in dersi misin bilmem ama
sorusu bende, cevabı sende gibi/sin.

şu dünya da ayrı madrabaz.

sevenin önüne gururu koyar,
sevmeyenin önüne sadakati,
sonra bir köşeye çekilip
kısmet diye sırıtıyor gibi/sin.

insanlar da pek namuslu maşallah.

başkasının sevdasına akıl verir,
kendi gönlüne söz geçiremez.
herkes aşkın müftüsü,
kendi kalbinin günahkarı gibi/sin.

biri unut der,
öteki zamanla geçer.

ulan zaman ne zamandan beri hekim?

yara kapanıyor diye
kurşunu içeride unutan doktor gibi/sin.

ben de az halt etmedim.

gururu adamlık sandım,
susmayı vakar, gitmemeyi zillet.
meğer insan bazen dimdik dururken
kendi mutluluğunun cenazesinde saf tutarmış.

şimdi hangimize kızayım?

sana kızsam içim razı değil,
kendime kızsam ömür yetmez.
kadere sövsem günah,
aşka sövsem sen çıkıyorsun.

ne biçim çıkmaz sokak
gibi/sin.

bir gün karşıma çıksan
hesap sormam artık.

çünkü aşkın hesabını tutanların
defteri kabarık, yatağı soğuk olur.
haklılığını yorgan yapıp
yalnız uyuyanlardan değilim.

neden gittin? de demem.

gidenin bahanesi çoktur,
kalanın tek cevabı.

sevmiştir.

gerisi laf kalabalığı.

ama bir şey sorarım.

madem gidecektin,
neden ömürlük bakıp
misafir gibi kaldın?

işte buna cevap verme.

bazı susuşlar
itirafın kravat takmış hali
gibi/sin.

bekliyor muyum?

hayır.

beklemek başka,
birinin yerini kimseye vermemek başka.

kapıyı kapattım çoktan,
anahtarı değiştirmeye
elim varmıyor gibi/yim.
sanma ki hala eskisi gibiyim.

insan yanınca öğreniyor.
ateş aynı ateş de
odun artık eskisi değil.

senden sonra
biraz kül,
biraz duman,
biraz da kendime kaldım.

belki sevda dediğin budur.

iki kişi başlar,
biri gider,
öteki kendini toplamaya çalışır.

sonra millet buna
tecrübe der.

ulan ne güzel kelime.

insanın ömründen çalınan yıllara
tecrübe deyip
makbuz bile kesmiyorlar.

şairlik de farklı değil zaten.

yara bizim,
kan bizim,
gece bizim.

millet okuyup,
ne güzel yazmış
diyor.

ulan güzel olan şiir,
başımıza gelen değil.

ama yine de yazıyorum.

çünkü insan söyleyemediğini
mısraya emanet ediyor.
belki şiir dediğin
dilin sustuğu yerde
yüreğin kaçakçılığıdır.

sen de yıllardır
gümrükten geçiremediğim
bir isim gibi/sin.

şimdi sorarsan.

hala seviyor musun?

cevap vermem.

seviyorum desem gurur kızar,
sevmiyorum desem Allah bilir.

ben kuldan saklarım da
yukarıdan nasıl saklayayım?

gece herkes çekilip
insan kendine kaldığında
hangi ismi içinden geçiriyorsa
hakikati odur.

benim hakikatim
biraz canımı sıkıyor.

ama olsun.

bazı insanlar
hayatımıza kalmak için değil,
içimizde ne kadar kalabileceklerini
öğretmek için geliyor.

sen de belki
ömrüme değil,
ömrümün içine yazılmış
gibi/sin.

şimdi sen unutmuş
gibi/sin,

ben vazgeçtim
gibi/yim,

dünya da hiçbir şey olmamış
gibi dönüyor.

ne güzel.

herkes rolünü öğrenmiş.

bir tek şu gönül denen serseri
metne sadık kalmıyor.

perde kapanmış,
salon boşalmış,
o hala sahnede seni bekliyor.

ben de uzaktan bakıp
kendime gülüyorum.

ulan mustafa,
bir insan bu kadar mı akıllanmaz?

akıllandım aslında.

mesele o değil.

bazı dersler insanı akıllandırır,
bazı insanlar
aklın yetmediği yerde kalır.

sen de tam orada.

ne benim,
ne yabancı.

ne yara,
ne merhem.

ne günah,
ne dua.

ama hepsinden
bir parça
gibi/sin.

ben mi?
ben senden vazgeçmiş.
gibi/yim…

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 21:28:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!