Ah, sevgilim,
bu kaderin nasıl bir cilvesidir ve
Nasıl acımasız bir oyundur ki
ben yine kendi kendime yenildim..
Tam da gülüşünün o hayat dolu,
o cıvıl cıvıl çağrısına
Bütün varlığımla koşup
sığınmak istemişken...
Kendi içimin dipsiz kalabalığında,
Yankısız çığlıklarla sensiz boğulmaktan,
O sahte tesellilerin gölgesinde
kaybolmaktan yoruldum,
bittim,
tükendim!
Senden bana,
yalnızca bana ait olan acı
bir miras kalsın istiyorum...
Öyle bir acı ki, adı yalnızca sen olsun.
İçimde büyüttüğüm,
senden yadigâr bir sancı olsun.
Adı, dudaklarımdan
dökülemeyen o kutsal kelime,
aşk olsun.
Ve adı,
sensizliğin ayazında
iliklerime kadar işleyen,
Buram buram sen kokan,
kesif bir yalnızlık olsun.
Sesinin hayat bahşeden tınısına
Bir buse konduramadığım
o lanetli günden beri,
Adeta can çekişen Bir
hezimetin enkazıyım
Gözlerinin derin limanlarına
sığınmış o ürkek,
O kimsesiz çocuğu
Aşkımın şefkatli nefesiyle ısıtıp,
Hayata yeniden gözlerini
açtıramadığım için
şimdi yaşayan bir ölü gibiyim
şimdi;
Son bir umutla kapına dayansam,
Ve senden bir nefeslik can dilensem...
Seninle benim, aşkımızın
rahminde yeniden doğacak,
Birlikte soluyacağımız,
taptaze bir hayat dilesem,
Uzatır mısın o hayat
veren ellerini bana?
Gel desem şimdi, usulca
sokulsan koynuma...
Yüreğime üfle desem kendini,
Benim içimdeki o devasa boşluğu,
Tam da ‘ben’ miktarınca
yalnızca sen olarak ‘sen’ olur musun?
Eksik kalan her bir hücremi,
seninle tamamlar mısın?
Kayıt Tarihi : 26.6.2025 01:13:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!