Gece...
ince bir sızı gibi oturdu içime...
Pencereyi açtım…
Ay...
eski bir yaranın üstüne sürülen soğuk su gibi vurdu yüzüme...
Bir sigara yaktım sonra...
Dumanı göğe değil...
çocukluğuma karıştı sanki...
İnsan bazı geceler kaç yaşında olduğunu unutuyor da...
Kime kırıldığını unutmuyor. ..
Unutamıyor...
Ev sessizdi...
Ama insanın içi konuşuyorsa...
Sessizlik de bağırıyormuş meğer...
Kendi sesim yankılandı duvarlarda...
Içimde...
Ruhunda...
Yabancı bir insanın sesi gibiydi...
Yorgun…
kırılmış…
Sevilmek için fazla susmuş bir insanin sesi...
Seni düşündüm yine...
Bir insan sevdiği insanin yanında ...
neden kendini eksik hisseder?
Neden ?
Neden bir bakış için saatlerce bekler de...
“Abartıyorsun” denilince susar?
Ben senin sevgine değil...
Bir gün gerçekten sevileceğime inanmak istemişim belki...
Dışarıda dünya dönüyordu..
Arabalar geçiyor..
insanlar gülüyor,
Bir yerlerde çocuklar uyuyordu...
Hayat herkes için devam ediyordu da...
Ben bir tek senin eksikliğinde durmuş gibiydim...
İşte o an içimden şu geçti:
“İnen var mı bu döngüden?”
Çünkü insan bazen yaşamıyor da...
Sadece aynı acının etrafında dönüyor...
Uzakta bir türkü sesi yükseldi sonra...
Sanki bozkırın ortasında unutulmuş bir kadın veya bir Adam...
Kalbimi avuçlayıp konuştu benimle:
“Sevdi diye kimse kalmaz …
Ama bazıları giderken...
Senden seni de götürür."
Sigaram bitti...
Gece bitmedi...
Ay hâlâ yerindeydi..
Ben hâlâ seni düşünüyordum..
Ve ilk defa şunu anladım:..
İnsan en çok...
Kendini değerli hissettiren o ihtimali kaybedince ağlıyormuş. ..
Kayıt Tarihi : 11.05.2026 21:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!